1.)
The Future Tense: (Gelecek zaman)
İngilizcede
Future, bir zaman olarak kabul edilmez. Çünkü
gelecekte olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği
belli değildir. Bu sebeple “Will” ve
“Shall” aslında yardımcı fiil
değillerdir. Bunlar Modall’lar içinde düşünülür.
Bu sebeple normalde;
I shall do
speak. (Konuşacağım)
You will
do
speak
Şeklinde
yazılmalıdır. “Do”
kısaltması yapıldığında, fiil de birinci halde olduğu için
diğer Simple gruplarındaki gibi karışıklık olmuyor ve “Will”
ve “Shall” sanki yardımcı fiilmiş gibi
görev görüyor. Bu şekilde “–ecek,
acak” anlamını temel fiile yükleyerek
gelecek zaman anlamını katıyor.
Burada
önemli bir nokta da şudur: Cümleyi olumsuz veya soru
yaparken Simple grubunun yardımcı fiili olan “Do” yu çağırmaya
gerek yoktur. Çünkü bu görevi yardımcı fiil
rolü üstlenen “Will” ve “Shall”
görür.
Modal
matığı da bu şekildedir. Yani aslında modal’ların
kullanımında da normalde “Do”
yardımcı fiili vardır ve kısaltma yapıldığı için
direkt olarak modal’dan sonra temel fiil birinci haldedir.
PRONOUNS
Pro:...nın
yerine, ileriye. Noun: İsim
(gramatikal olarak)
Bu
yüzden “Pronoun”
ifadesi ismin yerine geçen yani zamir demektir.Şimdilik özne
olan ve nesne olan zamirleri göreceğiz.
Subject
Pronouns Object
Pronouns
I Me
You You
He Him
She Her
It + VERB + It
We Us
You You
They Them
Subject Pronouns’ lar mutlaka
çekimli bir fiilden önce gelirler. Bu nedenle zaten bu
zamirler özne; fiiller de yüklem oluyor.
Object Pronouns’lar da
mutlaka çekilmiş fiillerden sonra gelirler.
Yukarıdaki tablodan da gördüğümüz
gibi bazı özne ve nesne zamirleri birbirinin aynıdır. Bir
cümlede böyle zamirlerin özne veya nesne olduklarını
anlamak için bunların fiilden önce - sonra geldiğine
bakmak gerekir.
Not:
Özneler daima yalın haldedir. Kitap, okul, Ali gibi. Kitabi,
okulda, Ali’ye gibi hal ekleri almış durumda kesinlikle özne
olamazlar.
Verilen
Bir Cümlenin Zamanını Bulma
Bir
cümlede zamanını bulmak için önce asıl fiile
sonra da yardımcı fiillere bakılır. Bunların özelliğine
göre cümlenin hangi zamanla kurulduğuna karar verilir.
We had
been conducting the experiment. (Deneyleri
yapmaktaydık)
Be
+ V1.....ing
olduğundan “Continuous”lu bir zamandır diyoruz. Have var,
“Perfect” ; ve V2
formda olduğu için de “Past”
olduğunu söylüyoruz. Böylece cümlemizin zamanı
“Past Perfect Continuous”tur.
Conduct:
Yapmak, yürütmek,
Beraber götürmek
Ducere:
Conduct’un latincesidir. Lider, götürmek
gibi anlamı vardır. İngilizcesi “Duce”dir.
Duct:
Götürmek. Con: beraber; Conduct:
Beraber Götürmek, yürütmek anlamına gelir.
Aşağıda
yazacağımız cümlelerin zamanları da aynı mantıkla bulunur.
She will
be waiting for us this time next week. (O
gelecek hafta bu zamanda bizi bekliyor olacak)
(Burada
“for” bir edattır. Edatların kullanımı dilden dile farklılık
arz eder. İngilizce’de bazı fiiller edatla kullanılır. Wait
for: ...için beklemek gibi. Biz
yukarıdaki cümleyi çevirirken “O, gelecek hafta bu
zamanda bizi bekliyor olacak” deriz. Ama bir İngiliz bu cümleyi
düşünürken “O, gelecek hafta bu zamanda bizim için
bekliyor olacak” der.)
My father
was watching them.
(Babam onları izliyordu.)
I have seen it before.
(Onu daha önce görmüşüm.)
He often
critizes us. (O sık
sık eleştirir.)
Thay had
been struggling for victory. (Onlar zafer
için mücadele etmekteydiler.)
Struggle
for: ...için mücadele etmek
We studied
English at university. (Biz üniversitede İnglizce çalıştık.)
At:
...de, ...da. (Süreklilik arzeder. Ev, hastane, üniversite
gibi süreklilik gerektiren ifadelerle kullanılır.)
İn:
...de, ...da. (anlık bir süre gerektiren durumlarda
kullanılır.)
Zamanların
Kullanıldığı Yerler
Past
Perfect Past Present Future
xxxxXxxxx xxxxXxxxx X X
Past
Perfect Continuous Past Continuous
Olay,
bir noktada olup bitmişse,Simple
Zaman çizelgesinden
de gözlenebileceği gibi Simple Past ile Past Continuous
çakışıyor. Bu yüzden ikisi aynı yerde kullanılabilir
ve birbirinin yerini alabilirler.
Geçmişte iki olay
çakışmıyorsa, biri diğerinden önce oluşmuşsa
Perfect’ te gideriz. Past Perfect, past öncesi bir noktada;
Past Perfect Continuous ise, past öncesi devamlılık gösteren
bir olayda oluşmuş ve ikisi çakışıyor demektir.
Past Perfect, geçmişin
öncesi olduğu için kompleks bir cümledeki iki
cümlecik Past Perfect ile kurulamaz.
Şimdi bu dört zamanın
alternatif cümle kurma formlarını inceleyelim:
1.)
Gerek Simple Past, gerekse de Past Continuous tek başına bir
cümlede kullanılabilirler.
I saw
them last night. (S. Past)
I was sleeping
last night at ten o’clock. (Past Continuous)
2.)
Cümlede iki cümlecik var - iki yüklem - ve çakışmışsa
ikisi de Simple Past olabilir.
I saw
him when he entered
the room.
S.
Past S. Past
3.) İki
cümlecik var ve çakışmışsa biri S. Past, diğeri Past
Continuous olabilir. Hangisi önce, hangisi sonra önemli
değildir.
When you
phoned,
I was sleeping.
(I was sleeping when you phoned.)
S.
Past Past Continuous
4.)
İki cümlecik var ve çakışıyorsa
ikisi de Past Continuous olabilir.
I was reading
the newspaper while my wife was watching
TV.
Past Continuous Past Continuous
Özet olarak;
a)
Bir cümlede iki cümlecik Past Perfect ile kurulamaz.
b) Simple
Past ve Past Continuous tek başlarına bir cümlede olabilirler,
ikisi aynı yerde kullanılabilirler.
c) Bir
cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise
ikisi de Simple Past olabilir.
d) Bir
cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise
biri Simple Past, biri Past Continuous olabilir.
e) Bir
cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise
ikisi de Past Continuous olabilir.
Geçmişte iki
olaydan biri önce, biri de sonra oluşmuşsa; yani olaylar
çakışmıyorsa;
Önce cümle
çözümlenecek. Bu iki olaydan önceye giden Past
Perfect, sonra olan S. Past’tır.
The lesson had started
when I arrived
there.
Past Perfect S. Past
Burada geçmişte
meydana gelen iki olay vardır. Bunlar, çakışmamakta ve biri
diğerinden önce meydana gelmiştir. Önce olan Past Perfect
ile sonra olan S. Past ile ifade edilmelidir. Bu durumdaki cümle
kuruluşunda başka alternatifler de vardır. Önceki Past
Perfect Continuous, sonraki Past Continuous veya diğer formlar da
olabilir.
My mother had been serving
the table when I arrived
home.
(Ben eve vardığımda,
annem masayı hazırlamaktaydı.)
My mother was serving
the table when I arrived
home.
(Ben eve vardığımda,
annem masayı hazırlıyordu.)
Türkçe’de
“Hazırlamaktaydı”
ve “Hazırlıyordu”
aynı anlamda kullanılmaktadır. İngilizce’de, bunlar tamamen
ayrı anlamdadır. “Hazırlamaktaydı” ifadesinde,ben eve
gittiğimde annemin yaptığı eylemi görmüyorum, çünkü
eylem olmuş, bitmiştir. “Hazırlıyordu”
ifadesinde ise, benim eve gitmemle annemin yaptığı eylem çakışmış;
ben annemin yaptığı eylemi görüyorum. Bu iki ifadenin
karışıklığa yol açması İngilizce’nin yapısından
değil; Türkçe’nin yapısından kaynaklanmaktadır.
My children were sleeping
when I arrived home.
(Eve vardığımda çocuklarım uyuyorlardı)
My children had been sleeping
when I arrived home.
(................uyumaktaydılar.)
Thomson’un Grameri
adlı Kitaptan bir örnek:
I saw
the man on his knees when I opened the
door. I understood
that he had been looking
at throw the key hole. (Kapıyı açtığımda,
adamı dizlerinin üstünde gördüm. Anladım ki
adam anahtar deliğinden bakmaktaydı.)
Past Perfect S. Past Past’ın
Sonrası
xxxxXxxxx xxxxXxxxx xxxxXxxxx
Past Perfect Cont. Past
Continuous
Türkçe’nin
yapısından kaynaklanan “Hazırlamaktaydı”
ve “Hazırlıyordu”
ifadelerinin anlam karışıklığını gidermek için
yukarıdaki örnek verilmiş çok güzel bir örnektir.
Olayın son cümlesinde, Past Perfect Continuous yerine
kesinlikle Past Continuous kullanılamaz. Çünkü
kapı açılmıştır ve adam eylemini sürdüremeyecektir.
Dolayısıyla kapıyı açanın da adamın bakma eylemini
görmesi mümkün değildir. Eğer Past Perfect
Continuous yerine Past Continuous kullanılsaydı ki bu kullanım
yanlış olurdu; kapıyı açma ile adamın anahtar deliğinden
bakması aynı anda olmuş olacaktı. Bu da cümleden de
anlaşıldığı gibi mümkün değildir.
Yukarıdaki zaman
çizelgesinde de gözlendiği gibi bir de Past’ın
sonrası gerçekleşen olaylar vardır. Diyelim ki geçen
hafta biri ile görüştük ve o, işinden istifa
edeceğini söyledi. Bu iki olay nasıl aktarılacak?
Eğer biz onunla
görüştüğümüzde istifa etmiş olsaydı ve
bunu bize söyleseydi bu durumda biz cümlemizi S. Past ve
Past Perfect ile kurardık. Yani cümlemiz;
He said
that he had resigned.
(O istifa ettiğini söyledi) olurdu.
Eğer biz onunla
görüştüğümüzde yukarıda dediğimiz gibi
istifa edeceğini söyleseydi bu durumda cümlemiz;
He said that
he would resign. (O
istifa edeceğini söyledi) olur.
Geçmişin sonrası
durumunda, sonraki eylem bir devamlılık da arz edebilir. Eğer
eylem sürekli bir eylem ise, continous ile verilmelidir. O zaman
cümlemiz;
He said
that he would be working
as a manager at the bank. (O, bankada müdür olarak
çalışacağını söyledi)
When: .....dığı zaman
While: ....iken. (Bu
bağlaç genellikle continuıus’lularla kullanılır.)