| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

kazanmak isteyenler

Bu bölümde karşılıklı bilgilerimizi ve deneyimlerimizi paylaşmak arzusundayım. Sizlerde yaşamış olduğunuz tecrübeleri bizimle paylaşırsanız kişisel gelişimimize bir parçada olsa katkıda bulunmanın gururunu taşıyacaksınız.Her türlü sorununuz için buzuladam@gmail.com a mesaj atabilirsiniz.

Yazılar arşiv 09.2008 Other entries in 2008-09 resimler , videolar

Anne-Baba Davranışlarının çocuk üzerine etkileri

ANNE-BABA DAVRANIŞLARININ ÇOCUK
ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Çocuğun zeka ve kişilik gelişiminin temelinde annenin ve babanın davranışlarını buluyoruz. Onların tek tek kişilikleri, birbirlerine olan davranış ve tutumları ve çocuklarına gösterdikleri ilgi ve davranış biçimleri gerçekten çok önemlidir. Çocuğun zeka ve kişilik gelişiminde, özellikle anne ve baba davranışlarının büyük rolü vardır.
Bazı çocuk ileriki yaşamında tıpkı anne ve babası gibi davranır.
Bazı çocuk öyle zorlanmıştır ki, reaksiyon olarak, kendisine yöneltilen davranış ve eğitim tarzının tam tersini seçer. Doğru ya da yanlış olduğunu gözetmeden... İçinde birikmiş acı ve sorunlar nedeni ile...
Bazıları da, kendi anne ve baba davranışlarını bilinçli bir yorum süzgecinden geçirir ve en iyisini, en doğrusunu uygulamaya çalışır.

·“Benim doktor olmamı isterdi, annem... Olamadım... Bari oğlum doktor olsun. Bunu sağlamak zorundayım...”
YA DA
·“Okutmak için boşuna zorladılar beni... Zamanım boş yere harcandı. Ben çocuğumu okutmayacağım. Bir an önce hayata atılsın ve para kazansın.”
YA DA

·“Onun annesi ve babası olarak görevimizi seve seve yapacağız. Neye yeteneği varsa ve ne olmak isterse öyle olsun. Eğitmek, yetiştirmek, mutlu ve verimli olmasına yardım etmek en büyük görevimiz bizim...”

Bu ve benzeri davranışlara çok sık rastlamaktayız. Genellikle çocukların öğrenim ve eğitimlerinde anne ve babanın, idealleri büyük rol oynamaktadır. Çocuklarında adeta kendilerini gerçekleştirmek istemektedirler. Kişilik özellikleri tam gelişmemiş olan “BÜYÜK ÇOCUKLAR” dır bunlar... Kendi geçmişlerinden , kendi çocukluk sorunlarından sıyrılamamış olan büyük çocuklardır.

Çocuk hep inceler; bilir misiniz? Belli ederek ya da etmeyerek çocuk hep inceler. Ve zamanı gelince öyle bir konuşur ki şaşırır büyükler.


ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ VE KARDEŞLİK SIRASI


Çocuğun benlik gelişimi iki yaşından itibaren gelişmeye başlar. Çocuk ailesinin de yardımıyla kendi kendini tanır ve değerlendirir. Kişisel özelliklerinin yanı başında annesinin, babasının, ailesinin ve çevresinin ona olan davranışları yer almaktadır. Aile ve çevre etkileri kişilik gelişiminin çok önemli faktörleridir. Ayrı ortamlarda, ayrı şartlarda ve farklı eğitimle yetiştirilen kardeşler arasında görülen ayrıcalık bu gerçeği kanıtlamaktadır. Hatta kardeşlik sırasında bile anne ve babanın çocuklarına olan farklı davranışları, onların kişilik gelişimlerinde önemli rol oynamaktadır.
Tek çocuk genellikle yalnız, güvensiz ve egosantrik çocuktur. Yani, kendisini dünyanın merkezi gibi düşünür. Aile çevresinin, özellikle aile büyüklerinin kendisine gösterdikleri önceliğe çok alışmış ve bunu adeta bir hak olarak kabul etmiştir. Devamlı olarak büyüklerinden yardım ve destek bekler. Hemen her isteğinin yerine getirilmesine alışıktır.
Tek çocuğun çevre ve arkadaşlık ilişkileri sağlıklı gelişemez. Çünkü çocuk başkalarını da ailesi gibi kullanmak isteyince dirençle karşılaşacaktır. Hemen her çocuk yeni doğan kardeşini kıskanır. Annesinin ve çevresinin tek insanı, tek sevgilisi iken birden bire tahtını kaybetme tehlikesi ile karşılaşan bir hükümdar gibidir. İkinci plana itilme üzüntüsünün yanı sıra, annesini paylaşma sorunu onu son derece üzer.
Kardeşlik sırası, yönünden en küçük çocuk olmak, tek çocuk olmaya kısmen benzer. İlgi çeken, sevilen, hep küçükmüş, hep küçükmüş gibi davranılan çocuktur. Abla ya da abileri olması açısından şanslıdır. Yapayalnız değildir. Paylaşmaya az çok alıştırılmıştır. Yine de tüm işleri, tüm sorumlulukları büyükleri tarafından benimsenip çözümlenir. Küçük çocuğun sorumluluk duygusu çok geç gelişir. İlgi, sevgi, şefkat yönünden ise söylenecek söz yoktur. Hepsini bol bol almanın mutluluğunu yaşar.






OKUL – ÇOCUK – AİLE

Çocuk için okul hem aile yaşamının devamı, hem de dış dünyaya açılan ilk kapıdır. Bu eğitim kurumu, çocuğa bir şeyler öğretmekle görevini tamamlamış sayılamaz. Yuva sıcaklığını devam ettirerek, çocuğu dış dünya ile uyum sağlamaya hazırlayacaktır, okul... Bu yönden çocuğun ikinci evi, ikinci yuvası sayılır.
Çoğu kez evdeki sorunlar, okulda devam eder. Çocuk, zekası, yetenekleri, ve kişiliği ile ikinci annesinin, yani öğretmeninin elinde ve gözetimindedir. Ona eğilecek, onu anlayacak, onu eğitecek ve değerlendirecek öğretmeninin...
Tüm ömrünü eğitim ve öğretime adamış bir öğretmenin şu sözleri üzerinde dikkatle durmaya değer: “Çocuğun sorumlu ve bilinçli öğretmeni, bilgi kaynağı olmanın yanı sıra, bazen doktor, bazen hemşire, hemen her zamanda bir psikolog gibi onu anlayıp kavrayacak insandır. Ve öğretmen ister erkek ister kadın olsun, her şeyden önce bir anne şefkati ve anne sevgisi demektir. Çünkü çocuğun bir üvey annesi olabilir... Üvey anne gibi davranan bir öz annesi de olabilir. Öğretmenin bilinçle, dikkatle üzerinde durması gereken tek gerçek şudur ki; ÜVEY ANNE OLUR AMA, ÜVEY ÖĞRETMEN OLMAZ.”
Bu kurala içtenlikle uyulmuş olsa, çocuk kendisini yalnızca başarısı ile değerlendirilen bir araç gibi hissetmeyecektir. Bir varlık olarak, bir insan olarak sevilip önemsenmesinin mutluluğunu yaşayacaktır.

ÇOCUĞUN RUH SAĞLIĞI

Her insan için ruh sağlığı, kendi kendisiye ve çevresiyle uyum içinde olmak demektir. Freud, “sağlıklı insan, çalışan ve seven insandır”der. Bir bakıma hem kendimizle, hem de başkalarıyla barış içinde olmaktır.
Çocuğun ruh sağlığında ise sağlıklı bir üçgen söz konusudur. Hem annenin hem babanın hem de çocuğun uyumlu, huzurlu ve sağlıklı olmasından kaynaklanıp oluşacak bir üçgen...
Cezadan, katı ve sert önerilerden kaynaklanan eğitim, çocuğun ruh sağlığını zedeler. Uyum, bir esnekliktir. Duygusal ve düşünsel iletişim, anlayış, iyi niyet ve hoş görü ile gerçekleşir.
Saygıyla ve sabırla dinlemeyi bilmeden, öğrenmeden konuşmaya kalkışırsak, bizi de dinlemezler. Yaşam içindeki her değişikliğe, her yeniliğe, tatlı bir uyumla yaklaşabilmektir, ruh sağlığı... Ürkütmeden, korkmadan, paniğe kapılmadan... Çocuk açısından ifade etmek gerekirse: “Ürkütülmeden, korkutulmadan...” Nefes alır gibi rahat, sevecen ve adeta yaşam mucizesini merak eder gibi bir uyumdur bu. Sevecen ve hayret... Tanışma, bilme ve öğrenme isteği...Tüm yaşamla dost ve barışık olmak...
Çocuk ruh sağlığı açısından ailenin, yakın çevrenin ve okulun ne büyük sorumluluklar taşıdığı ortadır. Çok değerli ve çok ince bir malzemeyi büyük bir özenle tanımak, iyi ve doğru değerlendirmek... İlgi ve bilgi yanı sıra, sabır, anlayış ve sevgi isteyen bir uğraş söz konusudur. Gerçek ilgi ve sevgi ile, ilgi ve sevgi gösterisini çocuk pek çabuk ayırdeder ve asla affetmez. Kazandırılan olumlu değerler bir çırpıda yok olabilir. mutsuz, huzursuz, kırıcı, yanlış, öfkeli baş kaldırmalara dönüşebilir. Çoğu kez “EKTİKLERİMİZİ BİÇERİZ” de ondan.

ÇOCUKTA UYUM VE DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI


İnsanın hatta yaşamın küçük bir örneğidir, çocuk. Yaşıyla küçük, vücut gelişimiyle küçük; fakat anlamı ve önemi ile kocamandır. Çünkü durmamacasına akıp giden yaşam nehrinin arı-duru su damlasıdır, çocuk.
Çocuğun doğuştan sahip olduğu fizik, fizyolojik ve psikolojik özellikler, anne-baba, bazen bir bakıcı ve daha sonra yakın çevre ve okul tarafından gözlemlenir, ilgilenilir ve geliştirilmeye çalışılır. Psikolojik gelişimin ilk kaynağı doğum olsa da ana-baba ilgisi, çocuğa ver,ilen öğrenim ve eğitim büyük önem kazanmaktadır. Psikolojik gelişimin ikiz kardeşi diyebileceğimiz bir başka gelişimde,
Sosyal GelişimÞ yani çocuğun çevreye uyum göstermesi, duygusal-düşünsel iletişim içinde bulunması,yani sosyalleşmesidir.
Sağlıklı büyüyen çocuğun uyku, meme, mama sorunu pek olmaz. buradaki sağlık, yalnızca çocuğun sağlığı değil; anne-babasının sağlığı da, anne-babanın beraberliklerindeki düşünsel-duygusal uyum anlamına gelir.
Niçin ağlar çocuk? Neden huysuzlaşır? Karnı aç değilse, organik bir nedeni yoksa niçin ağlar çocuk?
“ Ya psikolojik anlamda canı yanmıştır, üzmüşlerdir, azarlamışlardır, kırmışlardır onu...”
“ Ya da öylesine yalnız ve ilgisiz hissediyordur ki kendini, sevin beni, ilgilenin benimle lütfen der gibi ağlıyordur...”
Mutsuz, yalnız ve huzursuz çocuk ya her fırsatta ağlar, ya çevreye büyük tepkiler geliştirir, yaramazlık ve uyumsuzluk örnekleri sergiler... Ya da tümüyle sessizleşir ve içine kapanır. Susar, susar... En büyük sorunda bu suskudur. Kendi yalnız dünyasına hiç kimseyi almak istemiyormuş gibi görünmez bir duvar örüp suskuya ve yalnızlığa sığınma... Aşılması en zor duvar ve en dayanılmazı budur.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM


Okul öncesi eğitimin ilkeleri :
1.Sevgi
2.Tutarlılık – Süreklilik
3.Özgürlük ve disiplin arası bir denge
4.Bağımsız ve kendine yeten bir tarzda yetiştirmek
5.Eğitim düzeyi, gelişim düzeyine uygun olmalı
6.Oyun-yaratıcı oyun etkinlikleri
7.İstenilen davranışı yerleştirmek için ödül
8.Etiketlere uygun davranışlar
9.Çevrenin uyarıcı niteliği
10.Acı ve sevincin paylaşılması
Grup içerisinde bir çocuk, işbirliği yapmayı, birlikte herhangi bir işi yapmayı- planlamayı, diğer çocukların fikirlerine saygı göstermeyi, yabancılık hissetmeden bir işe başlamayı, iyi ya da kötü bir sonuç alındığında bunu arkadaşları ile paylaşmayı öğrenir. Bir çok el alışkanlıkları okul öncesi eğitim kurumunda kazanılır. Yukarıda saydığımız davranışların kazandırılmasında oyun, çok önemli bir araçtır.

Oyunun ne gibi yararları vardır :
a.Bedensel olarak duygusal, zihinsel, sosyal hatta cinsel bakımdan da gelişir. Çocuk için oyun, zamanın iyi geçirilmesini sağlayan bir araç değil aynı zamanda gelişimini de sağlayan bir yapıdır.
b.Oyun çocuğa hareket özgürlüğü sağlar.
c.Çocuğun kendisini yönettiği, denetlediği bir hayal dünyasını yaratmasını sağlar.
d.Araştırma, merak, macera veya serüven gibi motivelerin etkisiyle oyun oynamaktadırlar. ( Daha çok erkeklerde )
e.Dil gelişimini hızlandırır.
f.Çocuk oyun içinde bedensel yapısını denetim altına alır. Bilgi ve dikkat toplama oyun ile gelişir.
g.Yetişkin rollerini oyun sürecinde oynayarak benimser.
h.Öğrenmek için en dinamik, en canlı ortam ve yöntemleri oyun sağlar.
i.Karar verme akıl yürütme yeteneği oyun ile gelişir.
j.Özellikle grup oyunları ile kendi beklentilerinden kurtulur.
k.Oyun içinde ruhsal gerginlikler, sıkıntılar yok olur. Oyunun tedavi edici gücü vardır.
l.İnsan yaşamının sürekliliği için, oyunun yaşamsal bir önemi ve sürekliliği vardır.
m.Oyun insanı cezalandırır ve mutlu eder.

Çocuk Oyunlarının Özellikleri

1.Oyun belirli bir sıra ve evrim izler.
2.Oyun etkinliklerinin sayısızlığı ve çeşitliliği, yaş büyüdükçe azalır.
3.Çocuğun yaşı büyüdükçe, dikkat süresi de uzar. Kendisini daha uzun süre bir işe verebilir.
4.Çocuk istediği zaman, istediği şekilde, istediği şeyle oynar.
5.Hiçbir zaman akılcı bir şekilde bir oyuncağa bağlı değildir.
6.Çocuk büyüdükçe beden durgunlaşır. Daha sakin ve zihinsel becerilerle bedeni uyum içinde çalıştıran oyunlara yönelir.


Yaşlara Göre Oynanan Oyunların Türleri

0-2 Yaş : çocuklar bireysel oyun oynarlar ve çevreleri ile farklı etkileşimler kuramazlar. Renkli dikkat çekici oyunlarla oynar.

3 Yaş : Yüksek yerlerde yürümeyi denerler. Takla atma ve tırmanma eylemleri yapabilirler. Yeni oyunlar yaratırlar ve oynarlar. Daha çok evcilik, doktorculuk, bakkalcılık... gibi oyunlar oynarlar.

4 Yaş : Resim yaparlar, yapılar kurarlar ve kendi yaptıkları şeylere hayranlık duyarlar. Yaptığı şeyi zevkle seyreder. Müzikten, şarkı söylemekten, dans etmekten çok hoşlanırlar. Özellikle ritimli müzikten çok hoşlanırlar ve büyük zevk alırlar. Resimli kitapları çok severler. Hayal gücünü uyaran kitapları tercih ederler.

5 Yaş : Tek başına ya da bir yetişkinin yanında oynamaktan hoşlanır. Bedensel etkinlikleri arttığı için ip atlama, paten kayma, salıncakta sallanma; el becerisi arttığı için, kesme, yapıştırma, çizim yapma, resim yapma ya da bir resme harfi, sayıyı ekleme, kopya etme, parçalı bilmeceleri birleştirme gibi oyunlar oynarlar.

6 Yaş : Bu yaş çocuğu oyunu bir iş gibi görmektedir. Boyama, yapıştırma, kesme ve çizim yapmayı sever. 6 yaşındaki çocuk dengeyi sağladığı için bedenini kontrol eder. Top, ip atlama, yüzme gibi oyunları tercih etmektedir. Çocuğun bunları yapması için bazı bedensel oyunlara da izin vermeliyiz.

OKUL ÖNCESİ KURUMDAKİ ÖĞRETMENİN ÖZELLİKLERİ


Yeniliklere açık, kendine saygısı olan ve kendini tanıyan, güvenilir, sağlam bir kişiliği olan ve davranışlarda tutarlı olan bir kişilik özelliğine sahip olmalıdır. Öğretmenin çocukları sevmesi ve onlarla olmaktan mutlu olması gerekir. Öğretmen, alanında bilgili, becerikli ve aktif olmalıdır. Özellikle çocuklarla dostça ilişkiler kurabilmelidir. Her tür farklı soruya cevap verebilecek kadar hazırlıklı olmalıdır. Öğrencilerin olumlu davranışlarını değerlendirmelidir. Espri yeteneği olmalı, şakacı olmalı, özellikle küçük çocuklarla uğraşıyorsa çocuklarla birlikte neşelenmeli, gülmelidir. İşte o zaman arada çok güzel duygusal bir bağ olacaktır.
ÖĞRETMEN ÇOCUK İLİŞKİLERİNİN GENEL DOĞRULTULARI


1.Çocukla birlikte olmalı, arkadaş gibi davranmalı ama hiçbir zaman çocuklaşmamalıdır.
2.Öğretmen ne öğreteceğim yerine hangi eğitsel faaliyeti nasıl öğretebilirim endişesi içinde olmalıdır.
3.Çocukları geriden gözleyip anlam gelişimine katkıda bulunabilir. Doğal halde gözlemlemelidir. Çocuklar genellikle yetişkinlerle birlikte olmaktan sıkıntı duyarlar. Bunun nedeni yetişkinlerin çocuk üzerinde koyduğu baskı ve çocuğun yetişkin tarafından anlaşılmadığı düşüncesidir.
4.Öğretmen aynı anda birden fazla çocukla ilgili olmalıdır. Bunu grup faaliyetleri ile yapabilir.
5.Çocuklara karşı ön yargılı olmamalıdır. Çocukların değerlerinden alçak gönüllü olmaya dikkat etmelidir.
6.Öğrencilerin birbirleriyle iyi ilişki kurmasında öğretmenin rolü vardır. Öğretmen bunu yaparken öğrencilerin birbirleri ile saygılı olmasını, ilişkilerinden zevk almasını sağlamalıdır. Çocuğu ödüllendirmelidir. Sınıf içerisinde sevilen öğrenci ile sevilmeyen öğrenci bir araya getirilerek sınıf içerisinde bir kaynaşma sağlanmalıdır.
7.Problem çözme yeteneğinin sağlanmış olması gerekir. İnsan adeta problem ağına düşmüştür. Çocuğun problemlerle başa çıkmasının öğretilmesi gerekir. Kendi sorunlarına sahip çıkmalıdır. Kendi kararlarını kendi vermesini ve kendi kendini denetlemeyi öğrenmelidir.

ÇOCUK NEYİ ÖĞRENİR?

Eğer bir çocuk kınanarak yaşarsa
suçlamayı öğrenir.

Eğer bir çocuk düşmancadavranışlar
içinde yaşarsa
kavga etmeyi öğrenir.

Eğer bir çocuk alay edilerek yaşarsa
sıkılganlığı öğrenir.

Eğer bir çocuk utanç içinde yaşarsa
suçluluk duymayı öğrenir.

Eğer bir çocuk hoşgörüyle yaşarsa
sabırlı olmayı öğrenir.

Eğer bir çocuk teşvik edilerek yaşarsa
güvenmeyi öğrenir.

Eğer bir çocuk değer verilerek yaşarsa
saygı duymayı öğrenir.

Eğer bir çocuk eşitlik ortamında
yaşarsa
adaleti öğrenir.

Eğer bir çocuk güven duygusu içinde
yaşarsa
inanmayı öğrenir.

Eğer bir çocuk beğenilerek yaşarsa
kendisinden
hoşlanmayı öğrenir.

Eğer bir çocuk kabul ve dostluk içinde yaşarsa
dünyada
sevgi aramayı öğrenir.

Eğer bir çocuk düşmanlıklar içinde büyürse
saldırganlığı öğrenir.

Eğer bir çocuk sevgi içinde büyürse
güvenmeyi öğrenir.

Çocuk ailenin, aile de toplumun ürünüdür;
çocuk
yaşadığını öğrenir.

Başkalarıyla İletişiminiz nası? -Test

Bu test ile iletişim gücünüzü ortaya koyabileceğiniz gibi eksik, zayıf ve güçlü yönlerinizi de tespit edebileceğiniz şekilde hazırlanmıştır. Lütfen soruları çok çabuk ve o anda hissettiğiniz şekilde yanıtlayınız. Bu testi lütfen kimseyle konuşmadan yanıtlayınız. Yanlışlarınızı değiştirmeyiniz. Aşağıda bir örnek verilmiştir. Uygun gördüğünüz yanıtı işaretleyiniz. Görüşlerinizi kolaylıkla başkalarına ifade edebiliyormusunuz? (sıksık) (ender olarak) Yanıtınız “sık sık” veya “çoğunlukla” ise EVET’i, “çok seyrek” veya “ender” ise HAYIR’ı işaretleyiniz.

BAZEN yanıtı, EVET veya HAYIR yanıtı veremediğiniz durumlarda kullanılmalıdır.
Lütfen her soruyu dikkatle okuyunuz. Her soruyu mutlaka yanıtlayınız. Genel olarak kişilerle ikili ilişkilerinizi düşünerek size uygun gelen yanıtı işaretleyiniz.

EVET - HAYIR - BAZEN

1) Konuşurken ağzınızdan arzu ettiğiniz Kelimeler çıkıyor mu?

2) Tamamen anlamadığınız bir soru Sorulduğu zaman açıklanmasını istermisiniz?

3) Bir şey anlatırken başkaları bulamadığınız Kelimeleri sizin yerinize bulup söylermi?

4) Söylemek istediğinizi söylemeden Karşınızdakinin anladığını tahmin ettiğiniz Ve konuşmaya son verdiğiniz olur mu?

5) Karşınızdakine anlatmaya çalıştığınız Şeyi anlayıp anlamadığını sorarmısınız?

6) Başkalarıyla konuşmak size güç gelir mi?

7) Konuşmalarınızda size olduğu kadar karşınızdakinede İlginç gelecek konular seçer misiniz?

8- Başkalarının fikirlerinden farklı olan fikirlerinizi Söylemek size zor gelir mi?

9) Tartışmalarınızda kendinizi karşınızdakinin yerine Koyar mısınız?

10) Topluluklarda başkalarından fazla konuşmayı sever misiniz?

11) Ses tonunuzun başkalarını ne şekilde etkilediğinin Farkında mısınız?

12) Başkalarını kırmamak için söylemek istediklerinizden Vazgeçer misiniz?

13) Başkalarının yapıcı eleştirilerini kabul etmek size Zor gelir mi?

14) Birisi sizi kırdığı zaman bunu ona söyler misiniz?

15) Sözlerinizle kırdığınız birisinden daha sonra özür Diler misiniz?

16) Birisi sizinle aynı fikirde olmadığı zaman kızar mısınız?

17) Birisine kızdığınız zaman sakin düşünemediğiniz olur mu?

18) Başkalarını kızdırmamak için onlarla aynı fikirdeymiş gibi Görünür müsünüz?

19) Birisi ile aranızda bir sorun çıktığında kızmadan onunla Sorunu tartışabilir misiniz?

20) Başkalarıyla farklılıklarınızı kabul edebiliyor musunuz?

21) Birisine kızdığınız zaman somurtur veya küser misiniz?

22) Birisi size iltifat ettiği zaman normalden fazla etkilenir misiniz?

23) Genellikle başkalarına güvenebilir misiniz?

24) Başkalarına iltifat etmekte ve övmekte güçlük çeker misiniz?

25) Hatalarınızı başkalarından saklamak konusunda çaba harcar mısınız?

26) İnanç düşünce ve fikirlerinizi söyleyerek başkalarının sizi Tanımalarına yardım eder misiniz?

27) Başkalarına güvenmek sizin için zor mu?

28) Duygularınız sizi etkilemeye başladığında konuyu Değiştirme eğilimi gösterir misiniz?

29) Konuşmalarda başkasının sözlerine tepki göstermeden önce Sözünü bitirmesini bekler misiniz?

30) Başkaları konuşurken kendinizi dinlemez halde bulur musunuz?

31) Birisi konuşurken anafikri anlayabilmek için dinlermisiniz?

32) Siz konuşurken başkaları sizi ilgiyle dinliyor mu?

33) Bir konuşmada olayı karşınızdakinin gözü ile görmek kendinizi Onun yerine koymak zor geliyor mu?

34) Başkalarını dinlemezken dinler görünmeye çalışır mısınız?

35) Bir konuşma sırasında karşınızdakinin hissettikleri ile Söyledikleri arasındaki farkı görebilir misiniz?

36) Konuşurken dinleyenlerin duygularını fark eder misiniz?

37) Başkalarının sizi olduğunuzdan farklı bir insan olarak Görmek istediklerini hisseder misiniz?

38) Başkaları sizin duygularınızı anlıyor mu?

39) Başkaları sizin hep kendi fikrinizin doğru olduğunu Savunduğunuzu söyler mi?

40) Hatalı olduğunuzu biliyorsanız kabul eder misiniz?

KİŞİLER ARASI İLETİŞİM TESTİ DEĞERLENDİRME FORMU

E H B(bazen)

1) …3…0…2

2) …3…0…2

3) …0…3…1

4) …3…0…2

5) …3…0…2

6) …0…3…1

7) …0…3…1

8) …0…3…1

9) …3…0…2

10) …3…0…2

11) …0…3…1

12) …0…3…1

13) …3…0…1

14) …0…3…1

15) …0…3…1

16) …3…0…2

17) …0…3…1

18) …0…3…1

19) …3…0…2

20) …0…3…1

21) …3…0…2

22) …3…0…2

23) …0…3…1

24) …0…3…1

25) …3…0…2

26) …3…0…2

27) …0…3…1

28) …3…0…2

29) …0…3…1

30) …3…0…2

31) …3…0…2

32) …0…3…1

33) …0…3…1

34) …3…0…2

35) …3…0…2

36) …0…3…1

37) …3…0…2

38) …0…3…1

39) …0…3…1

40) …3…0…2

DEĞERLENDİRME

Aldığınız toplam puana göre kendi kendinizi değerlendirebilirsiniz.

Puanınız 0-40 arasında ise; Başkalarıyla iletişiminiz oldukça zayıf.

Puanınız 41-60 arasında ise; Başkalarıyla iletişiminizi gelişmeye ihtiyacı var.

Puanınız 61-80 arasında ise; Başkalarıyla iletişiminiz iyi bir konumda.

Puanınız 81-100 arasında ise; Başkalarıyla iletişiminiz çok iyi bir konumda.

Puanınız 101-120 arasında ise; başkalarıyla iletişiminiz mükemmel.


İLETİŞİMİNİZİ GELİŞTİRMEK İÇİN :

Önce sıfır puan aldığınız sorulara geri dönünüz. O sorudan yüksek puan alabilmek için neler yapmanız gerektiğini düşününüz. Daha sonra aynı şeyi 1 aldığınız sorular için yapın.

Başarılı Bir İş Görüşmesi İçin Ne Yapılmalı

CV hazırlama dan sonra gerekli en önemli iş görüşmesidir. Mutlaka göz atın! Adayın iş görüşmesinde başarılı olabilmesinin en önemli koşulu iş görüşmesi için hazırlık yapması ve görüşmeye hazırlıklı gitmesidir.

Hazırlık aşamasında adayın sergileyeceği davranışlar aşağıda sıralanmıştır.

1. Sorulabilecek sorulara hazırlıklı olmak
2. Görüşmelerde uygulanabilecek testlere hazırlıklı olmak
3. Firma hakkında önceden bilgi sahibi olunması
4. Görüşmeye dinç ve sakin bir yapıyla katılmak. Adayın iş görüşmesine giderken giyim ve kuşam konusunda hassas olması beklenmektedir. Özellikle sade ve abartılmamış giyim tarzının uygun olduğu düşüncesi hakimdi.

Bu konuda adayların aşağıdaki maddelere dikkat etmeleri önerilebilir:

1. Şık ve sade giyinin,
2. Başvuru yapacağınız yere uygun giyinin,
3. Erkek ve bayan adayların takım elbise giymeleri yerinde olur. Aşırı renkli ve desenli takımlardan uzak durmakta yarar vardır,
4. Bayanların aşırı makyajdan kaçınmaları gerekmektedir,
5. Erkek ve bayan adayların rahatsız edecek düzeyde parfüm kullanmamaları yerinde olur. Görüşmeye giden aday randevu alarak firmaya gitmelidir. Bununla birlikte aday randevuya geç kalmamalıdır. Dayın görüşmeye geç gitmesi olumsuz bir izlenim bırakır. Özellikle görüşme saatinden önce firmaya gitmekte yarar vardır.

Sizin dışınızda gerçekleşen bir durum karşısında gecikme durumunuzu firmaya bildirebilir ve olumsuzluk hakkında bilgi verebilirsiniz, bu durum sizin olumsuz durumunuza firmanın olumlu yaklaşım sergilemesini sağlar. İş görüşmesinde en önemli konulardan birisi de “beden dili” dir.

Görüşmede değerlendirmeye alınan en önemli konuların başında gelmektedir. Bu nedenle adayın beden dilini çok iyi kullanabilmesi görüşmeciyi etkileme açısından önemli olacaktır.

Bu konuda beden dili hakkındaki öneriler şunlardır:

1. Adayın güler yüzlü olması uygun olacaktır, gülümseme-tebessüm diyaloğun rahat bir ortamda gerçekleşmesini sağlar,

2. Adayın görüşmeci ile göz temasında bulunması olumlu davranıştır, gözünü görüşmeciden kaçıran aday olumlu izlenim bırakmayacaktır,

3. Görüşme esnasında ellerin anlatım için kullanılması olumlu olacaktır, ancak el ve kol hareketlerinin aşırıya kaçmaması gerekir,

4. Görüşme sırasında görüşmeciye çok fazla yaklaşılmamasında ve mesafenin korunmasında yarar vardır,

5. Görüşme esnasında oturma şekline dikkat etmemek gerekmektedir, ne çok rahat bir pozisyonda ne de çok sıkılgan bir pozisyonda oturmak uygun olacaktır,

6. Aday, görüşme sırasında görüşmeciyi dikkatle izlemeli ve dikkatini başka noktalara vermemelidir,

7. Aday konuşmasında görüşmeciye uygun bir üslup kullanmalı ve ciddi bir yaklaşım sergilemelidir, Aday bilgi düzeyini iyi bir şekilde yansıtmalı, firma hakkında bildiklerini ortaya koymalı, görüşmecinin konuşma yaptığı sırada dinlemeli konuşmayı bölmemeli, tartışmalı konulara girmemeli, düzeltme yapmamalı ve soruları cevaplarken sadece istenilen bilgileri vermelidir.

Hayatın 45 kuralı

1) İnsanlara beklediklerinden fazlasını verin ve bunu isteyerek yapmaya çalışın.

2) En sevdiğiniz şiiri ezberleyin.

3) Her duyduğunuza inanmayın. Dilediğiniz kadar harcayın ve uyuyun.

4) “Seni seviyorum” dediğinizde buna önce siz inanmalısınız.

5) Özür dilediğiniz insanıın gözünün içine bakın.

6) Evlenmeden önce en az altı ay nişanlı kalın.

7) İlk bakışta aşka inanın.

8) Birinin hayallerine asla gülmeyin.

9) İhtirasla sevin.Yara alabilirsiniz ama bu hayatı doyasıya yaşamanın tek yoludur.

10) Uzlaşmazlıklarda adil savaşın.

11) İnsanları akrabalarına göre yargılamayın.

12) Yavaş konuşun, hızlı düşünün.

13) Biri yanıtlamak istemediğiniz bir soru sorduğunda gülün ve “niye bunu öğrenmek istiyorsun”diye sorun.

14) Büyük aşkların ve büyük işlerin riskli olduğunu unutmayın.

15) Annenize telefon edin.

16) Biri hapşırdığında “çok yaşa” demeyi unutmayın.

17) Kaybettiğiniz zamanlar ders almasını bilin.

18) Üç ‘S’ yi unutmayın; kendine saygı, başkalarına saygı ve her haraketinizin sorumluluğu.

19) Önemli bir dostluğun küçük bir kavgayla yara almasına izin vermeyin.

20) Hata yaptığınızı anladığınızda derhal önlemini alın.

21) Ahizeyi kaldırdığınızda daima gülümseyin.

22) Sohbet etmeyi sevdiğiniz biriyle evlenin.

23) Zaman zaman yalnız başına kalın.

24) Değişikliğe açık olun ama değerlerinizi yitirmeyin.

25) Sessizliğin bazen en iyi cevap olduğunu hatırlayın.

26) Daha fazla kitap okuyup, daha az televizyon seyredin.

27) İyi, onurlu bir yaşam sürün.Yaşlandığınızda geriye baktığınızda, ikinci kez mutluluk duyacaksınız.

28) Tanrıya güvenin ama arabanızın kapısını kilitleyin.

29) Evinizde sevgi dolu bir atmosfer olsun.

30) Yakınlarınızla münakaşa ettiğinizde geçmiş olayları es geçin.

31) Satır aralarını okuyun.

32) Bilginizi paylaşın. Bu ölümsüzlüğü yakalamanın yoludur.

33) Yeryüzüne iyi davranın.

34) Dua edin.İyi gelir.

35) Size iltifat edildiğinde lafı kesmeyin.

36) Kendi işinize bakın.

37) Öpüşürken gözlerini kapatmayan insanlara güvenmeyin.

38) Yılda bir kez hiç gitmediğiniz bir yere gidin.

39) Çok paranız olursa eğer başkalarını da mutlu edin.

40) Unutmayın bazen istediğinizi elde etmek şans olabilir.

41) Kuralları öğrenin ama arada sırada onları çiğneyin.

42) Sevginin çıkara üstün olduğu ilişki en güzelidir.

43) Başarınızı onu elde etmek için feda ettiğiniz şeylere göre ölçün.

44) Karakterinizin kaderiniz olduğunu asla unutmayın.

 45) Sevgiye, bir de yemek yapmaya kendinizi koşulsuz verin.

Çocuklara hangi yaşta hangi oyun ve oyuncaklar

3-5 YAŞ:

- Fantezi ve keşfetmeye ( evcilik,okul oyunları ile bebekler, mutfak ve doktor muayene aletleri),
- Dil gelişimine ( renkli tuşları olan piyano, müzik ve öykü kasetleri, kuklalar... gibi ),
- Aritmetiğe hazırlamaya ( resim ve sayı eşleme oyunları ; domino, kızma birader ve sayı kartları) yönelik oyuncaklar.

5-8 YAŞ:

- Toplumsal gelişim ve işbirliği ile ilgili ( top, seksek, dama, minyatür arabalar),
- Bilişsel beceriler ve algısal hareket becerilerini sağlayan ( maketler, yap-boz oyunları ),
- Yaratıcı anlatıma yönelik ( parmak boyası, kağıt hamuru, karakalem, suluboya ya da pastel boyalarla resimler, oyun hamurları, sessiz sinema gibi oyunlar ) oyun ve oyuncaklar.

9-12 YAŞ:

- Sorun çözme yeteneklerine ( karmaşık masa üstü oyunları ve video oyunları ),
- İnce ayrıntı hareket becerilerine ( küçük parçalı,karmaşık yap-boz oyunları, üç boyutlu model uçaklar, uzaktan kumandalı araçlar, kumaş boyama, ağaç işleme ve akvaryum bakımı ),
- Stratejik yeteneklere ( sözcük türetme, monopol tenis, ping-pong ve atari... gibi ) yönelik oyun ve oyuncaklar.

12 YAŞ VE ÜZERİ

- Soyut düşünme ve akıl yürütmeye ( basit mikroskop ya da teleskop, kimya ya da elektronik setleri... gibi ),
- Bağımsız yaşam becerileri kazanmaya ( yürüyüş, bisiklete binme ve kamplar... gibi ) yönelik oyun ve oyuncaklar önerilmektedir




ÇOCUĞUN ÇEKİNGENLİĞİNİ YENMESİ İÇİN

EVDE

- Çocukla eşit, demokratik, kaliteli bir iletişim kurulmalı. Bu anne ve babanın da istismara uğramadığı, kendi ihtiyaçlarını ifade edebildiği , çocuğun ihtiyaçlarına kulak verilebilen bir ilişki olmalı.
- Evde çocuğun bireyselliğini ortaya koyabildiği, bunun için yargılanmadığı , suçlanmadığı, etiketlenmediği bir atmosfer oluşturulmalı.
- Anne baba çocuğa model olmalı.
- Anne baba çocuğu sözel olarak sık sık taktir etmeli.
- Çocuğun kapasitesinin altında ve üstünde beklentilerden kaçınılmalı.
- İyi niyetli bile olsa karşılaştırma yapılmamalı. Bu çocuğu tekrar çekingenliğe iter.
- Çocuğun başarması için ilgi ve sevgi göstermeli, taktir ve kabul etmeli. ( Unutmayın iletişim biçiminin kendisi sevgiyi göstermenin yoludur.)
- Profesyonel yardım almaya açık olunmalı.

OKULDA

- Öğretmen çocuğa sosyal etkinlik alanı yaratmalı. Eğitimci birebir kendisi grup oyunları yaratıp o çocuğu işin içine katmalı, arkadaşlarını yönlendirmeli.
- Çocuğun arkadaşlarından pozitif geri ileti alabileceği atmosfer ve alanlar yaratılmalı.
- Öğretmenin kendisi de çocuğu sözel olarak taktir etmeli.
- Sınıf içinde de karşılaştırmalardan kaçınılmalı.
- Öğretmen her çocukla ikili bir ilişki, etkin bir iletişim kurabilmeli. Çünkü anaokulunda ve ilkokulda ikili ilişki kurulamadığında çocuk orada eriyor, kayboluyor.
- Çocuğun daha yakın ilişki kurabildiği öğretmenin derslerinde o ilişkiden yararlanarak çocuğun o alanda başarılı olması sağlanabilmeli. ( Örneğin beden eğitimi öğretmenleri, branş öğretmenleri ve bunun gibi eğitimciler.)

3 Boyutlu resimler

3 Boyutlu Resim Nedir?

Özel bilgisayar teknikleri ile elde edilen bu resimler sayesinde, iki boyutlu ve karışık bir görüntü üzerinde, üç boyutlu ve anlamlı şekilleri görmek mümkün oluyor.

Kısaca “gözler bakar ama beyin görür” şeklinde tarif edilen ve geçmişi oldukça yeni olan 3 boyutlu resimler, bütün dünyada büyük ilgi uyandırdı. Avrupa’da sadece bu tür resimleri ihtiva eden kitaplar ve dergiler yayınlanıyor.

Nasıl göreceksiniz?


Sessiz ve sakin bir ortam görmenizi kolaylaştıracaktır. Resmi hareket etmeyecek şekilde sabit bir düzleme yerleştirmeli ya da elinizle tutacaksanız kımıldatmamaya çalışmalısınız. Hiçbir zaman resmin görünen şekli olan karışık çizgi ve renklere takılmamalısınız. Bakışlarınızı resme değil de adeta resmin arkasına, derinliğe yönlendirmelisiniz.

Eğer ilk kez böyle bir resme bakıyorsanız biraz sabırlı olmalısınız. Hemen göreceğinizi sanmak yanlış nolur. İki dakika baktıktan sonra görüntüyü yakalayamazsanız, kendinizi zorlamayın. Biraz ara verip, sakin kafayla tekrar deneyin. Bir kere görmeye başladıktan sonra büyük zevk alacağınızı kesinlikle söyleyebiliriz. Bu teknikler gözinizin sağlığı için iyidir, ancak gözleri fazla yormamaya dikkat etmek gerekir.

Görme metodları

Keşiştirme metodu: Bakış göz ile obje arasında bir nokta üzerinde odaklanır. Bu metodda iki gözün de kaydırılmadan aynı nokta üzerinde odaklanması gerekir. Resmi burnunuza değecek kadar yakından tutun. Gözlerinizi rahatlatın. Görüntüyü izliyor gibi düşünün. Sakinleştikten sonra yavaş yavaş resmi yüzünüzden uzaklaştırın. 2-3 saniyede 2 santim. Resmin tümüne bakmaya devam edin. Okuma uzaklığında resmi uzaklaştırmayı durdurun ve bakmaya devam edin. Önce görüntü bulanacak, ardından üçüncü boyuta geçeceksiniz.

Yansıma metodu: Resmin üzerine düşen bir yansımayı kendinize seçin. Örneğin görebiliyorsanız gözünüzü ya da burnunuzu. Israrla bu yansımaya bakmaya devam edin. Birkaç saniye sonra derinliği farkedecek, daha sonra 3 boyutlu görüntüyle başbaşa kalacaksınız.

Ekrana gelen resme tam orta noktadan ve gözlerinizi kırpmadan bakınız. Bir süre sonra üç boyutlu olarak ekrandaki resmin içerinde asıl saklı resmi görmeye başlayacaksınız.

Sabırla yukarıda anlatılanları uygulayınız ve ekrandaki saklı resimleri görünüz.

“Gözünüzle bakın, beyninizle görün.”

Asıl Resim(DEVAMI RESİMLER DOSYASINDA)

 

41_stereo 

TAVSİYE KİTAPLAR-Okumanızda yarar olan kitaplar

1. The Ideal Excecutive – Dr. Ichak ADIZES

2. Leading to Leaders – Dr. Ichak ADIZES

3. Starbucks Deneyimi

4. Şöhret Satar -

5. Liderlik Bilgeliği – Robin Sharma

6. Tanrılar Okulu – Düş Öğretisi – Stefano Danna

7. En Büyük Eserin Sensin - ALİ KARAKUŞ

8. Yalın Yüşünce – James Womack & Daniel Jones

9. Olasıksız – Adam Fawer

10.Büyük Markalar – Büyük Hatalar – Jack Trout

11.Alış – Veriş Merkezleri – Paco Un derhill

12.Pazarlama Dehası

13.Sun Tzu – Satış Stratejileri

14.Pazarlamanın Temelleri – Philip Kotler

15.A’dan Z’ye Pazarlama – Philip Kotler

16.Ateşten Markalar – Michael Moon

17.Her konuyu Müzakere Edebilirsiniz - H. Kohen

18.Self Deception – The Arbinger Institute

19.Why we Buy ? – Paco Underhill

20.The Anatomy of Peace – The Arbinger Inst.

21.Oltadaki Balık Türkiye – Emin Değer

22.Geleceğin toplumunda Yönetim – Peter Drucker

23.Rakiplerinizi Çıldırtın - Guy Kawasaki

24.Geleceğin Liderleri – Drucker Vakfı

25.Beyin ve Algılama – Karl Gegenfurtner

26.O’dan 1’e – Ali Karakuş

27.Bu Topraklardan Marka Çıkar mı ? Güven Borça

28.Aklın Gücü – Tony Buzan

29.Akıllı Lider – Tony Buzan

30.Hızlı Okuma – Tony Buzan

31.100 Günde Usta Satıcı Olmak – Tony Buzan

32.Yaratıcı Zekanın Gücü – Tony Buzan

33.4 Adımda Satış Başarısı – Neil Rachkham

34.Pazarlama Planı Yazma – John Westwood

35.Coaching – Jale Poushard

36.Çalışanlara Yetki Verme – Delegasyon - Robert Nelson

37.Kendinizi Markaşlaştırmanın 50 Yolu – Tom Peters

38.Restoran İşletmeciliği – Ramazan Bingöl

39.Yönetim Teknikleri – Üzeyir Garih

40.Yöneticinin Kılavuzu – Ron Coleman – Giles Barrie

41.Satışta Başarı – Frank Bettger

42.Aile Şirketlerinde Yönetim – Dr. Arman Kırım

43.Apokalipse - Aydoğan Vatandaş

44.Geleceğin Organizasyonunu Yaratmak – A. Şerif İzgören

45.İnsanı İkna Etme ve Kazanma – Michael Beer

46.Müşteri Yüzyılı – Anders Gronstedt

47.Satış ve Pazarlık – Homer Smith

48.Geleceği Kazanmak – Gary Hamel

49.Pazarlamada 10 Ölümcül Günah – Philip Kotler

50.İş Yaşamında Profesyonel İmaj – Özlem Çakır

51.Kotler ve Pazarlama – Philip Kotler

52.Marka Yaratmanın 22 Kuralı – All Ries

53.Değişim Yönetimi – Dr. Ichak ADİZES

54.Yönetim-Yanlış Yönetim – Dr. Ichak ADİZES

55.Kurumsal Yaşam Döngüsü – Dr. Ichak ADİZES

56.Büyük Ortadoğu Projesi – Emin GÜrses & Mahir Kaynak

57.Ortadoğu Meselesi

58.Kişilik Bulmacası – Maria Lauter

59.İknanın Psikolojisi – Robert Cialdini

60.Önce Ben Sonra Müşteri – Lale Rona

61.Koçluğun Tao’su

62.Satışın Kutsal Kitabı – Jeffrey Gitomer

63.Derin Dünya Devletleri – Atilla Akar – Timaş Yayınları

64.Komplolar Yüzyılı, Yüzyılın Komploları - Atilla Akar – Timaş Yayınları

65.Bitmeyen Oyun – Metin Aydoğan

66.Türk Dış Politikası – Baskın Oran – İletişim Yayınları

67.Tekeliyet – Yalçın Küçük – İthaki Yayınları

68.Emperyalist Müdahale Doktrinleri ve Nato

69.AB nin önlenemeyen Çöküşü

70.CEO ların Bilgeliği

71.Genç Bir İş Adamına – Emre Yılmaz – Angora Yayınları

72.Türkleri Anlama Kılavuzu

73.Bay Pipo –

74.Latife ve Fikriye Arasında

75.Teşkilatın İki Silahşörü

76.Ekip Çalışması – Dr. Acar Batlaş

77.Bedenin İnce Dili - Phlippe Turchet –

78.İletişim Çatışmaları – Prof.Dr. Üstün Dökmen

79.Empati, Varolma - Prof.Dr. Üstün Dökmen

Bir Adam

Size  bir adamın hayat hikayesini anlatayım. Bu adam:

21 yaşında işinde başarısız olmuş,
22 yaşında bir yasama seçimini kaybetmiş,
24 yaşında tekrar işinde başarısız olmuş,
26 yaşında karısı vefat etmiş,
27 yaşında ruhsal bunalıma girmiş,
34 yaşında kongre seçimlerini kaybetmiş,
36 yaşında tekrar kongre seçimlerini kaybetmiş,
45 yaşında senato seçimlerini kaybetmiş,
47 yaşında  başkan  yardımcısı seçimlerini kaybetmiş,
49 yaşında tekrar senato seçimlerini kaybetmiş,
52 yaşında Amerika Birleşik Devletlerine başkan seçilmiş kişidir ve adıda ABRAHAM LİNCON'dur.

IŞIĞINIZI YAYIN

Amerikalı bir ölüm döşeğinde iken hasta yatağında üç yetişkin çocuğunu yanına çağırdı ve şöyle dedi: “İçinizden biri yıllar boyu uğraşarak kurduğum şirketin başına geçecek. Hanginizin bunu hak ettiğine karar vermek için, her birinize birer dolar vereceğim. Şimdi gidip bu bir dolarla ne alabiliyorsanız alacaksınız, ama bu akşam geri döndüğünüzde paranızla aldığınız şey hastane odamı bir uçtan bir uca doldurmalı.”

Akşam geri döndüklerinde babaları sordu. “Birinci evladım bir dolarınla ne yaptın? “ Çocuk cevap verdi: “Arkadaşımın çiftliğine gittim, bir dolarımı verdim ve iki balya saman aldım. Sonra odadan dışarı çıktı, saman balyalarını getirdi, açtı ve havaya savurmaya başladı. Oda bir anda samanla dolmuştu. Ama biraz sonra samanların tamamı yere indi ve babanın söylediği gibi, odayı bir uçtan öbürüne kadar doldurmadı. Adam sordu: “Peki ikinci çocuğum, sen paranla ne yaptın?”
”Yorgancıya gittim. İki tane yastık aldım.” Bunu söyleyen çocuk, yastıkları içeri getirdi açtı ve tüyleri bütün odaya dağıttı. Zaman içinde tüyler yere düştü, böylece oda yine dolmamıştı. ”Sen, üçüncü çocuğum, sen paranı ne yaptın?” diye sordu adam. Çocuk elini cebine atıp bir kibrit kutusu ve bir mum çıkardı. Mumu yakıp ışığı kapatınca oda mumun yaydığı ışıkla dolmuştu. Baba üçüncü çocuğa şirketlerini emanet etti.

Pazarlama ve Perakende de müşteri memnuniyeti -IV-

Kanal (Araç )

İletişim kanalımesajın kaynak ya da göndericiden alıcıya yolculuk yöntemidir.

İletişim sürecinde kişisel ya da kişisel olmayan kanallar kullanılabilir. Kişisel iletişim

kanallarıhedef kişi ya da gruplarla doğrudan ve yüz yüzedir.

Kanal, sinyalleri taşıyan herhangi bir fiziksel araçtır. Kanal mesajın göndericiden

alıcıya iletildiği yoldur. Işık dalgaları, radyo dalgaları, ses dalgaları, telefon kablolarıve sinir

sistemi olabilir. İfade edilen uygunluk, mesajın türüne göre seçilecek kanalın uygunluğudur.

Güzel şekilde inşa edilmişbir karayolu, bir otomobil için önemlidir; ancak bir tren açısından

hiçbir anlam ifade etmez. Bu bakımdan iletişimin gerçek anlamda sağlanabilmesi için

mesajın uygun kanalla gönderilmesi önemli bir unsurdur.

Örgütlerde iletişim kanalları, resmi ve gayri resmi olabilir. İşletme içindeki resmi

iletişim kanalları; emir-komuta zinciri, öneri-şikayet kutuları, şirket dergisi ya da işletme

toplantılarıolabilir. Gayri resmi iletişim kanallarıise; dedikodu, söylenti haberleridir. işletme

dışıiletişim ise, iletişim ağlarıile birbirine bağlıolan milyonlarca bilgisayar, insanlara ve

örgütlere çok gelişmişbir iletişim olanağısağlamıştır.

Ana kural, iletişimin etkili ve verimli olabilmesi için kullanılan aracın mesaja uygun

olmasıgerekir. İnsanların kimi işitsel zekalı, kimi görsel zekalı, kimi ise duygusal zekalı

olabilirler. İletişimde mümkün olduğu kadar çok çeşitli kanal birlikte kullanılmalıdır.

Satışelemanlarıbir alıcıya satışmesajlarınıgönderirken kişisel iletişim kanallarını

kullanırlar.

2.2.4. Alıcı(Hedef)

Vericinin mesajınıalgılayan kişi alıcıdır. Alıcıtek veya çok kişi olabilir, belirli ve

belirsiz olabilir. Ancak, mesaj birine ulaşmamışsa iletişim olayıgerçekleşmemişdemektir.

Kodlanmışmesajıalan ve kodunu açan kişi alıcıdır. Alıcı, mesajıtaşıyan sembolleri

algılayıp anlam vererek iletişimi sonlandırır ya da kendisi bir mesaj göndererek gönderici

konumuna geçer. İletişimin gerçekleşmesi için en az iki kişiye ihtiyaç vardır. Bunlardan biri

kaynak, diğeri alıcıdır. İnsan kendisiyle kurduğu iletişimin dışında,tek başına bir iletişim

kuramayacağına göre (düşünme ve hayal kurma, kişinin kendi kendisiyle kurduğu

iletişimdir) mutlaka alıcıveya alıcılar gerekir. İletişimde gönderilen mesaj tek olmasına

rağmen, aynımesajın bir tek alıcısıbulunduğu gibi bir çok alıcısıda bulunabilir. Aynı

şekilde bir mesajın bir veya birçok göndericisi de olabilir. Mesajın alıcısıçoğaldıkça, mesaj

aslından uzaklaşır ve iletişimde başlangıçta arzu edilen amaç gerçekleşmez.

18

Resim 2.3: Hedef kitle

Alıcıgöndericinin bilgi ya da düşüncelerini paylaşmak istediği kişi ya da kişilerdir.

Başka bir ifade ile hedef pazarıya da izleyiciyi oluşturan, mesajıokuyan, gören, dinleyen ve

mesajın kodunu açan kişilerdir. Kod açma alıcının mesajıtekrar düşünceye dönüştürme

sürecidir. Etkili bir iletişim için göndericinin kodlamasıve alıcının kod açmasıçakışmalıdır.

Alıcıların, aktif dinleyici olmasınıengelleyen unsurlar ise alıcının göndericiye karşı

olan tutumu, güveni ve inancıdır. Bunlar mesajın farklıdeğerlendirilmesine neden olabilir.

Etkin iletişim için alıcının taşımasıgereken özelikler ise şunlardır:

Alıcımesajıalgılayabilmelidir. Alıcıgönderilen mesajıalgılayacak düzeyde olmalı,

algılama engeli olmamalıdır.

Ayrıca alıcının arzulu olmasıgerekir. Eğer alıcı, kaynağın gönderdiği mesaja

karşıkayıtsız ise mesaj algılanmayacak; iletişim gerçekleşse bile etkin iletişim

olmayacaktır.

Alıcıbilgili olmalıve geri-besleme sistemine sahip olmalıdır.

Alıcıseçici olmalıdır.

Alıcı, bulunduğu konuma uyabilmelidir. Örne