| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

kazanmak isteyenler

Bu bölümde karşılıklı bilgilerimizi ve deneyimlerimizi paylaşmak arzusundayım. Sizlerde yaşamış olduğunuz tecrübeleri bizimle paylaşırsanız kişisel gelişimimize bir parçada olsa katkıda bulunmanın gururunu taşıyacaksınız.Her türlü sorununuz için buzuladam@gmail.com a mesaj atabilirsiniz.

Yazılar arşiv 11.2008 Other entries in 2008-11 resimler , videolar

KADINLAR NASIL MUTLU EDİLİR....

 

Bülent avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı.
Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu.  Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi.  Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu.  "Sapa sağlam adam gidip çalışacağına dileniyor, belki benden daha zengindir" diye düşündü.

Zaten canı çok sıkkındı, birde sinirlenmişti.Alaycı bir ses tonuyla:
- Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.
- Hayır çikolata parası lazım!
Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü.  Espri yeteneği olan dilencinin hali de başka oluyor diye düşündü.
- Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?
- Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz, onu da bulamadıysak aç yatarız.
Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini anlayamamıştı.
- Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?
- Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.
- Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapcı mısın?
- Hiçbiri değil.  Sadece fakirim.  Bugün karımın doğum günü, ona çikolata götürmek istiyorum.
- Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.
- O bizim için değil zenginler için.  Otuz yıllık evliliğimiz boyunca ona bir kez bile yaş pasta alamadım.  Ama her doğum gününde mutlaka çikolata götürdüm.  Çikolatayı çok sever.Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti.  O akşam karısıyla
kavga etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı.  Arabasına da binmemiş sahile kadar yürümüştü.  Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı.  Oysa eskiden denizi seyrederken çok rahatlardı.  Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü.  Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir şey onu rahatlatmıyordu. 
Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı.  "Acaba söyledikleri gerçek mi,yoksa uyduruyor mu" diye düşündü.
- Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?
Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus cüzdanından başkabir şey çıkmadı.
- Ben dilenci değilim.  İşim yok.  Günlük çalışırım, ne iş bulursam yaparım.  Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.
Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.
- Oturun biraz dertleşelim bari, dedi.
Adam çekingen çekingen oturdu yanına.
- Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban?
- Fakirin akrabaları da fakir olur beyim.  Bulurlarsa kendi karınlarını doyururlar.
- Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?
- Hem de çok seviyorum.  Otuz yılımı aydınlattı o benim.
- Hımmmm.  Aşk hemde otuz yıl süren aşk.  Hayret doğrusu!  Aşkın ömrü en fazla üç yıl diyorlar oysa.  Sen otuz yıldan bahsediyorsun.
- Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.
- Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı?  Söylediklerine bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.
- Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.
- Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım.  Bende altı yıllık evliyim.  Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim.  Sürekli kavga ediyoruz.  Daha iki saat önce kapıyı çarptım çıktım.  Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her şeyimiz var, ama mutlu değiliz.  Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun.  Para mı acaba bizi mutsuz eden?
- Hiçbir şeyim yok mu?  Hayır benim her şeyim var.  Benim karım her şeyim.  Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım.  Hayatımı paylaştığım insandan daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada?  Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey olan.
- Öyle deme, su kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet ediyor.  Birde fakir olsam kim bilir ne olur?
- Altın taşın, kan kusana faydası yoktur beyim.  Sen kadın ruhunu hiç anlamamışsın.  Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit yiyecekleryediği için mutlu olmaz.  Bir kadın, kocasının her şeyi olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur.
- Sizin mutluluğunuzun sırrı bumu ?
- Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne kadar değerli olduğunu hissettiriyorum.  O da çok mutlu oluyor.
- Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?
- Küçük kızı severek.
- Küçük kız mı ?  Hangi küçük kız ?
- Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız vardır.  O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutlu edersen, o kadını da o kadar mutlu edersin.
- Nasıl yani ?
- Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün.  Küçük kızlar hep beğenilmek, ilgi görmek isterler.  Güzel olduklarını
duymaya bayılırlar.  Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler.  Küçük kızlar hep prenses olmayı hayal ederler. 
Sürprizlerden hoşlanirlar.  Biraz şımartılmak isterler.  Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler.  İltifata doymaz küçük kızlar.  Öyle değil mi?
- Haklısın.  Benim dört yaşımda bir kızım var.  Adı Aylin.  Her akşam boynuma sarılır "babacığım beni ne kadar seviyorsun?" diye sorar.  Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda "Baba güzel olmuş muyum?" diye sorar durur. Güzelsin demem de yetmez ona. " Harikasın prenses gibi olmuşsun" demeliyim.  Dünyanın en güzel kızı demeliyim.
- İşte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler.  Ben elli yaşındaki karıma böyle davranıyorum.  Ömrümüz olurda seksen, doksan yıl da yaşarsak ben ona böyle davranmaya devam edeceğim.  Ona "bebeğim" diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor.  "Bebeğim bana bir çay yaparmısın?" dediğimde çay yapmak için nasıl koşturduğunu görmelisiniz.
- Hiç kavga etmezmisiniz siz?
- Kavga evliliğin tadı tuzu.  Arada biz de tartışırız.  Küsüp barışmanın tadı ayrıdır.  Benim karım bir keçi kadar inatçıdır.  Onunla barışmak için uğraşmak ayrı bir keyif verir bana.
- Benim eşim çok ciddi kadındır.  Hiç küçük kız havası yok onda.
- Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar. En ciddi ya da en yaşlı kadının bile o küçük kızı mutlaka
vardır.  Yeter ki sen o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil.  Ve o küçük kızı asla aldatma.  Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar.  Küçük kızlar hem çabuk mutlu olurlar hemde çabuk kırılırlar. Çok narindir onlar.  Hoyrat elleri sevmezler.  Yumuşak dokunuşları severler.
- Bu tavsiyeni deneyeceğim.  Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum.  Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.
- Bu sadece bir bahane.  O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi.  Çoğu zaman birkaç tatlı söz yeterli olur.  Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde karşılığını fazlasıyla alırsın.  Artık o seni rahat ettirmek için elinden gelen gayreti gösterir.  Karısı mutlu olmayan erkek mutlu olamaz.  Mutlu olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir.  Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne kadar mutlu olabilirsin.
- Haklısında bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.
- Yine para, yine dış sebepler.  Evet para önemli ve gerekli ama kadınlar para için erkekleri sevmezler.  Para geçici mutluluklar
verir.  Kadınlar hediye almayı severler.  Paran varsa hediye al tabi.  Ama hediyeyle mutlu olmasını bekleme.  Hediyenin yanına sevgini katmazsan hediyenin bir anlamı yoktur.  Benim hiçbir zaman çok param olmadı.  Günlük kazandım günlük yedik.  Bazen aç kaldığımız günler oldu.  Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman aşk sözleri fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama hep öpücüklerle sevdim boynunu.  Hiçbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve mutlu ettim onu.Adam ayağa kalktı.
- Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder.  Sende git evine küçük kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur.
- Bülent de ayağa kalktı.  Kuvvetlice elini sıktı.
- Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.
Elini bıraktı koluna girdi.  Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.
- Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.Pastayı aldılar.  Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta
götürmenin mutluluğuyla, binbir teşekkür ederek evinin yolunu tuttu.  Bülent de pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.  Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su içiyordu.  Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp yıkadı., sonra eşinin önüne koydu.
- Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.
İnci hiç konuşmadı.
- Sorsana "niye" diye.
İnci kızgın kızgın:
- Niye? Diye sordu.
- Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi gayet ciddi bir ses tonuyla. İnci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi yumuşamıştı.
- Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.
- Hayret bir şey!  Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın.  Benim hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim istediğim birşeydi.  "Bak senin sevdiğin meyveleri aldım"  Ama şimdi kıymeti yok.  Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü alamazsın.
- Özür dilerim seni kırdığım için.
Sonra Bülent yere diz çöktü.
- Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice seven bu adamı senden mahrum etme.Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu. İnci kıkır kıkır gülmeye başladı.
- Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin, dedi.
Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük kızı gördü.Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü. .

İş Hayatı ile İlgili Tavsiyeler...V

Şefim Neden Bana Kötü Davranıyor? 

Çalışanların firma içindeki en büyük problemlerinden biri de üstünde ki yöneticilerin, şeflerin gereğinden çok kötü davranması. Gereğinden diye bir ibare kullanmam gerekiyor burada zira şefiniz çok yumuşak ve ya aşırı anlayışlı olduğu zamanda işler hep yolunda gitmez. Şefinizi sömüren, onun iyi niyetinden istifade etmek isteyen bir sürü kişi ortaya çıkar, bu da işlerin aksamasına neden olur. Aşırı bağıran, devamlı bir stres ortamı yayan kişilerde çalışanların motivasyonunu bozar ve ya işten ayrılmalarına sebep olur.(Tekrar belirtmekte yarar görüyorum, bu tamamen benim şahsi görüşümdür.) 

Şimdi tekrar konumuza döner isek, tıpkı yaşamımız boyunca karşılaştığınız bütün talihsizlikler ve haksızlıklar gibi, zor bir şefle birlikte çalışmak zorunda kalmak ta sizin sorununuzdur ve bu sorunu kendiniz çözmelisiniz. Durum ne kadar üzücü olursa olsun onu ya kabullenmeniz, ya düzeltmeniz ya da sona erdirmeniz gerekir. Ama eğer şefiniz sadece sizinle olan ilişkilerinde dayanılmaz bir insan oluyorsa, durum tamamıyla farklı demektir. Böyle bir durumda, onun hoşuna gitmeyen ne yapmış olabilirim diye kendinize sormaya başlamanız gerekir. Şefler genellikle sevdikleri, saygı duydukları ve muhtaç oldukları insanlara karşı kötü değillerdir. (Not aramızda altta kalmayan kişilere de ki bunu ilk böyle bir olay ortaya çıktığında yaparsanız geçerli olur, kötü olamazlar.Deli deliden sopasını saklar hesabı)

Eğer şefiniz size karşı, ve sadece size karşı, olumsuz bir tavır içindeyse, olaylara kendi açısından baktığından ve bu bakış açısının sizin tutum ve ya performansınızla ilgili olduğundan aşağı yukarı emin olabilirsiniz. Bu durumda ne yapacaksınız? Öncelikle kendi performansınıza kafa yorup, işlemlerinizde aksaklığa sebep verdiğiniz bir durum olup olmadığını gözden geçirin. Kişisel üretkenliğinizi, kaç saatinizi büroda aktif geçirdiğinizi, satış ve kazanca katkınızı gözden geçirin. Ve son olarak, otorite karşısında tavrınızla yüzleşin, çünkü şefinizle yaşadığınız sorunun kaynağında belki de sizin, işin özünde, şefinizden nefret etmeniz yatıyor olabilir. Şefinden nefret edenler genellikle “ sisteme “ karşı sürekli bir olumsuzluk sergilerler ve böyle davrandıklarında şefleri bunu hissedip, derhal karşılık verir. 

“Artık yeter bu böyle devam edemez “ dediğiniz an onunla bir şekilde konuşmanız gerekir. Bundan kaçış yoktur. Ama odasına girmeden önce o odadan işinizi  kaybetmiş olarak ta çıkabileceğinizi unutmayın. Ve odasına girip onunla konuşun. Savunmacı olmayın. Burada amacınız şefinizin bir şekilde bugüne kadar sizin yüzünüze söylemediği o sebebi açığa çıkartmaktır. Şanslıysanız şefiniz bunun karşısında sizde gördüğü eksikliği açıkça söyler ve oturup bunu düzeltme yolları ararsınız. Bunun tersi olduğunu öğrendiğiniz zaman da yapacağınız size kalmış tabii ki… Burada söylemek istediğim bir konu da, kötü şefler ve ya yöneticiler günün birinde mutlaka firmadan bir üst yönetim ve ya patron tarafından gönderilecektir. Bu zamana kadar dişinizi sıkıp, elinizden gelenin en iyisini yapmaya devam ederseniz yeni gelenler bunu çabucak fark edecektir. 

“Peki şefimi onun şefine şikayet etsem” ne olur diye düşünüyorsanız eğer hemen söyleyeyim %95 oranında bu şikayetiniz dönüp sizi vuracaktır. Büyük şef size konuyla ilgileneceğini söyleyecek, davranışınızın kendisi için çok önemli olduğunu söyleyecek ve siz odadan çıktıktan sonra olayları şikayet ettiğiniz şefe anlatacaktır.

Maalesef durum bu kadar acı. Sonuçta ne yapacaksınız? Eğer kötü bir şefiniz varsa, önce sorunun sizden kaynaklanıp kaynaklanmadığına bakın. Sizden olmadığına eminseniz, o zaman şefinizin firmadan çıkartılıp çıkartılamayacağını kendinize sorun. Eğer kalacak biriyse o zaman kendinize bazı sorular sormanız gerekecektir. Çalışan işi kötü bir şefe katlanmaya değiyor mu? Eğer değiyorsa, olduğunuz yerde kalıp, çenenizi kapayın. Yok değmiyorsa, oradan kibarca ayrılın. 

Hepinize mutlu bir iş hayatı dilerim.   

İş Hayatı ile İlgili Tavsiyeler....IV

STRATEJİ OLUŞTURMADAN ÖNCE ALTYAPIMIZI NASIL  YAPACAĞIZ? 

Strateji oluşturmak kolay bir iş değildir. Bu belli bir tecrübe ve vizyon gerektirdiği gibi rakiplerinizi tanımayı da gerektirir. Rekabetin en önemli kurallarından biri de piyasa da var olan irili ufaklı bütün firmaları en ince ayrıntılarına kadar bilmektir. Bu size piyasada vereceğiniz savaşta çok büyük avantaj sağlayacaktır. Peki altyapımızı iyi zeminlere oturtmak için neler yapmamız gerekiyor şimdi onları sırasıyla inceleyelim;

·         Şu anda oyun sahasında kimler var?

                   Büyük, küçük, yeni veya eski rakiplerim kimler. Lütfen büyük düşünün. Örneğin bugün için yatak üreten bir firmanız var ve işleriniz gün geçtikçe büyüyor yeni bir sektöre girmeniz gerekiyor ama bugüne kadar başka bir ürün düşünmediğiniz ve altyapısını hazırlamadığınız için çekiniyor ve beklide çok büyük bir gelecek vadeden ev tekstiline girmiyorsunuz. Aynı şekilde ev tekstili üreten bir firmada ileride yatak işine girebilir. Bu nedenle sınırlarınızı daraltmayın. Böyle yapmanızın size hiçbir zararı olmaz.

         Pazardaki bütün rakiplerinizin (Hem iç pazarda, hem de küresel pazarda) ne kadar payı var?

        Rakiplerimin özellikleri ne? Ucuz mu satıyor yoksa katma değeri yüksek ürünler mi satıyor? Ürün mü ön planda, hizmet mi? Kısa vadeli mi, uzun vadeli satışı mı destekliyor ya da bütün her yerde varlar mı yoksa sadece bir bölgede mi yoğunlaşmışlar?

       Rakiplerimin güçlü ve zayıf yönleri nelerdir? Burada swot analizi yapmanız size yararlı olacaktır. Ürünleri ne kadar iyi? Satış kadrosunun büyüklüğü ne? Hizmete ne kadar önem veriyorlar?

      Ürünü alan esas müşteri ki,  bunları nasıl temin ediyorlar ve neye göre satın alma ihtiyacı duyuyorlar?

·         Rakipleriniz ne yapıyor?

           Önceki yıl, rakipleriniz piyasaya ekstra bir ürün sürdüler mi?

           Piyasayı şekillendirecek yeni ürünler, yeni teknolojiler veya yeni dağıtım kanalları bulanlar oldu mu?

     Pazara yeni girenler oldu mu ve olduysa geçtiğimiz yıl içinde ne elde etmek istediler? Bu arada piyasadan çıkanlarda olduysa onlarında neden çıktığını öğrenmek sizin de aynı hataları yapmamanız açısından büyük önem taşır.

·         Siz ne yapıyorsunuz?

     Rekabet alanını değiştirmek için son bir yılda ne yaptınız?

     Yeni bir ürün çıkardınız mı, rakibinizden kilit konumdaki bir bayiyi çaldınız mı?   

     Ya da bir zamanlar sizin üstünlüğünüzde olan bir bölgeyi, ürün cinsini ve ya bir satış elemanınızı bu yıl içinde kaybettiniz mi?

     Yeni yılda ki planlarınız ne? Siz hiç reklam yapmayı düşünmezken onların 3 ve ya 4 defa vermesi çok kötü olabilir.  

·         Peki savaşı kazandıracak hamleniz ne olacak?

      Oyun sahasını değiştirebilmek için ne yapabilirsiniz? Yeni bir ürün mü yoksa dış pazara açılmak mı?

      Müşterilerinizin daha önce hiç olmadığı ve hiç kimseye olmadığı kadar size yapışıp kalmaları için ne yapabilirsiniz?

Tekrar ve tekrar aynı konuları yazıyorum belki ama bence bu son derece önemli  bir durum “Ne kadar akıllı olursa olsun şirket bunu çalışanlarıyla birlikte yaşama geçiremiyorsa bu stratejiler ölü doğmuş demektir”

Doğru olan bir strateji geliştirin, doğru işe doğru insanları yerleştirin ve en iyi uygulamaları tespit ederek  ve onları her gün sürekli iyileştirerek , herkesten daha iyisini yapabilmek için deliler gibi çalışın.

İş Hayatı ile İlgili Tavsiyeler.....III

KRİZ YÖNETİMİ


Diğer bir adıyla yangın söndürme tatbikatı. Televizyonlarda çok seyretmişsinizdir. İtfaye ara ara yangın söndürme tatbikatları yapar, kiminde harika bir şekilde hemen söndürür, kiminde de bazen problem yaşarlar. Bunun en basit nedeni alt yapılarına verdikleri önemdir. Bu süreç için şayet önceden hazırlıklarını iyi yaptılarsa sorunsuz problemi atlatırlar, yapmadılarsa o zaman herşey yok bile olabilir.


Alt yapısı hazır olmayan firmalarda, yöneticiler peş peşe toplantılar yaparak ne olup bittiğini anlamaya çalışırken, diğerlerinde ofis binasının değişik yerlerinde küçük gruplar halinde toplaşarak dedikodular yapar.Panik bazen etrafı o kadar sarar ki çalışma yapılamayacak duruma gelir.


İşte en büyük problemle baş başasınız.İnsanlar çalışmayı kesmiş birbirlerine, hatta belkide müşterileriniz veya malzeme satın aldığınız kişilere durumu anlatıyor.


Bakın krizler bir işletmede her zaman olabilir.Olacaktırda. Mühim olan buna ne kadar kısa zamanda, hangi şekilde karşılık vereceğiniz ve fazla zarar görmeden nasıl atlatmakta başarılı olacağınızı bilmektir.


Öncelikle neyiniz var neyiniz yoksa hepsini bu krizi anlamaya ve çözmeye seferber etmelisiniz. Alevleri söndürmek için büyük bir enerjiye ve zamana ihtiyacınız vardır. İşte en önemli durum şimdi geliyor.Bütün bunları yaparken sanki hiçbir şey yokmuş gibi şirketinizi, bölümünüzü yönetmeniz gerekiyor. Liderliğiniz bu zamanda belli olacaktır. Çünkü sadce krize odaklanırsanız, kriz yavaş yavaş bütün bölümleri ele geçirecektir.


Peki bununla nasıl baş edeceksiniz?

  • Problemin görüldüğünden daha da kötü olduğunu varsayın, böylece çözümlerinizi bunların olabileceğine göre oluşturursunuz.

  • Sır diye bişey olmadığını, sonunda herkesin herşeyi öğrenebileceğini düşünün. Bu nedenler insanların kendi aralarında dedikodu yapmalarına sebep vereceğinize durumu olabildiğince insanlara anlatmaya çalışın. Bakın göreceksiniz bu onları daha çok motive edecek ve şirket için ellerinden gelenin fazlasını yapmaya çalışacaklar.

  • Kriz sonunda mutlaka kötü bir acı bırakacaktır. Bunu ileride meydana gelecek krizler için bir deneyim olarak görün ve krizlerin tekrar bu kadar yoğun yaşanmaması için gereken prosedürleri ve önlemleri yeniden gözden geçirin. Bu kriz anında en yakın çalışma arkadaşlarınız, dostlarınız veya sizden mal alan veya satan firmalar ayrılacaktır ama olsun bu size ileride daha güçlü bağlantılar yapmanıza olanak verecektir.

  • Kuruluşunuzun ayakta kalacağına ve, ne olursa olsun eninde sonunda daha da güçleneceğine inanın. Bu inancınız sizi devamlı göz uçlarıyla takip eden çalışanlarınıza da inanılmaz bir motivasyon sağlayacaktır.


Tamam krizi atlattık, bundan sonra ne yapmamız gerekiyor?

  • Öncelikle krizde meydana gelen aksaklıklar tespit edilecek.Bunların neden, nasıl ortaya çıktığı bulunacak ve bunlara sıkı içsel ve dışsal denetim süreçlerinin eşlik edeceği disiplin getirilecektir.

  • Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi , titiz işe alma usulleri, açık sözlü performans değerlendirmeleri ve şirket politikalarını insanların gözünde çok net hale getiren kapsamlı eğitim programları türünden iyi bir iç süreçlerine sahip olmaktır.

  • Dürüstlük kültürünün şirket içinde yaygınlaşması. Bu durum şirket içinde oluşacak krizler için çok önemlidir. Bir problem oluştuğunda bunu bilen, duyan ya da gören mutlaka birkaç kişi daha vardır. İşte burada bu kişiler dürüstlüklerini ön plana çıkarıp bu problemin örtbas edilmesini ve ileride doğabilecek krizlere ön ayak olmasını engelleyebilir. Bunu söylemeyerek insanlar arkadaşına değil , hem kendine hemde kriz anında şirketin diğer çalışanlarına da problem yaşatabilirler.

  • Krizler atlatıldığında unutma eğilimi gösterir insanlar. SAKIN BUNU YAPMAYIN. Krizden olabildiğince yararlanın. Her fırsatta, çıkardığınız dersleri başkalarına da öğretin.

    Böyle yapmakla bağışıklığı yaygınlaştırmış olursunuz.


KRİZSİZ günler dileğiyle,

İş Hayatı ile İlgili Tavsiyeler.....II

Merhaba Arkadaşlar,


Bu konuyu şu ekonomik kriz döneminde sayın firma sahiplerine ve onların yöneticilerine yazmak istiyorum.


Değişim konusundaki sıkıntıları fark ettiğinizden eminim.Belli bir süreden beri, etrafınızda değişmek gerektiğini söyleyen ve kendini buna adamış insanlar veya kurumlar görüyor olabilirsiniz. Hepside aynı şeyi söylüyorlar; ya değiş ya da yok ol. Tabi bunu kriz öncesi görenler krizle birlikte karlı çıkarak ipi göğüslüyor, krizde aklı başına gelenler ise çok büyük kan kaybederek hayatına devam ediyor veya etmeye çalışıyorlar. Farketmeyenlere zaten bir lafım yok. Onlar için herşey hep günlük güneşlikti zaten.



Değişim iş yaşamının mutlak olarak kritik bir parçası.Değişmemiz gerekir.Rekabet etmek eskisi kadar kolay değil. İnsanlara devamlı farklı bir şeyler sunmak zorundasınız.Bunuda yapmak zorunda kalmadan önce yapmanız gerekmektedir.


Biliyorum ki insanlar alışkanlıklarından kolay kolay sıyrılamazlar.Bu alışkanlıklar onların yaşam biçimidir.Değişim onlara yeni acılar verecektir. Dağı yerinden oynatmak kadar zor gelecektir. Ama değişimin gerçekleşmesi inalmayacak kadar heyecan verici ve ödüllendirici bir şey olacaktır.


Şu an bazıların diyebilir ki; “Benim şirkette hiçbir gücüm yok ki” . Eğer öyleyse ve hiçbir yetkiniz de yoksa, önce görüşlerinizi ortaya koyun, sonrada bunları bir üstünüzle bire bir veya toplantılarda konuşun. Hemen kabul edilecek diye bir şey söz konusu değil, zorluklar karşınıza çıkacak mutlaka. Unutmayın ki liderler böyle zamanlarda ortaya çıkar. Üstünüzdeki kişi bunu fark etmese bile diğer yöneticiler veya patronlarınız mutlaka bunu göreceklerdir.


Şayet bu kadar zor bir durumda değilseniz ve sizi destekleyecek 3-5 kişide var ise o zaman bazı şeyleri değiştirebilirsiniz demektir.Bunun içinde bazı hazırlıklar yapmanız gerekir;

  • Her değişim girişimini net bir amaç ya da hedefle ilişkilendirin. (Değişim gerekiyor diye değişim yapmayın). Değişimin neden zorunlu ve bunun onları nereye götürmekte olduğunu insanların, hem kafalarıyla ve hem de yürekleriyle anlaması gerekir.

  • Ekibinizde sadece değişime gönülden inanmış kişiler olsun. Bunlar aceleci,yüksek enerjili ve gelecek konusunda bir miktar uçuk olurlar. Çoğu zaman tek başlarına değişimler yapmak isterler.Meraklı ve ileri görüşlü olurlar. Cesaretlidirler.

  • Direnenleri kesin ortadan kaldırın. Bu kim olursa olsun.Konunun önemini ne kadar çok ve detaylı anlatsanız bile buna inanmayacak ve mutlaka reddecek bir çekirdek grup vardır. Bunlar sizin baş ağrısı olduğunuzu, bu durumu daha öncede yaşadıklarını ve yeterince beklerlerse de sizin oradan ayrılacağınızı düşünürler.Ve bu doğrultuda da diğer kişilerin arasında görüş ayrılıkları yaratmak için çalışırlar.Aynen bir çürüğün yayılması gibi. Bu insanların bir an önce ayrılmaları gerekir.

  • Olabilecek aksilikler için hazırlıklı olun. İradenizi kesin ortaya koyun. Mutlaka öngörmediğiniz olaylar olacaktır. Sakın yılmayın. Her şey sonunda mükemmel olacak .

Burada en önemli olan üst yönetimin gerçekten buna inanması ve destek verenleri ödüllendirmesidir.Unutmayın ki vizyonu oluşturan kişi, bu firma sahibi veya CEO olabilir, mutlaka bunu desteklemelidir. Aksi taktirde bütün enerjiniz boşa gidecek demektir.

 


SONUÇ OLARAK; Her değişim için sağlam bir gerekçe geliştirip insanlara anlatın.Yanınıza doğru insanları alın.Direnenleri safdışı edin. Bir başkasının talihsizliğinin ürünü de olsa, her fırsattan yararlanın.

Sakın Telaş Kapılmayın.

SARILARIN ZAAFLARI


NOT:KİŞİLİK TESTİNİ YAPTIKTAN SONRA RENGİNİZİN ÖZELLİKLERİNİ OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM

Birey olarak;

  • sosyal olarak iyi görünmeye ihtiyaç duyarlar

  • sorumsuz ve güvenilmezdirler

  • ben merkezcidirler ve bencildirler

  • uçarıdırlar ve bağlanmayı sevmezler

  • yüzeyseldirler ve çoğunlukla iyi vakit geçirmekle ilgilenirler

  • kalite üretmek adına acı çekmeye isteksizdirler

  • disiplinsizidrler

  • kamu alanlarında kaba ve sevimsizdirler

  • başarılarını abartır ve hoşlarına gitmeyen gerçekleri atarlar

  • gerçeklerle yüzleşemezler

İletişimci olarak;

  • genellikle düşünmeden konuşurlar

  • diğerlerinin sıkıntılarını anlayamazlar

  • ciddi ve duyarlı konularla ilgili duyarsız şakalar yaparlar

  • yüzeyseldirler

  • rahatça diğerlerinin sözünü keserler

  • genellikle tekrarcıdırlar

  • kendilerini ifade ederken fazla dramatiktirler

  • her şey hakkında-genelde hiç Bir şey hakkında- çok konuşurlar

  • kötü dinleyicidirler

  • diğerlerinin söylediklerini unuturlar

Hedef koyucu olarak;

  • Korkunç derecede disiplinsizdirler ve hedeflere bağlanmazlar

  • yarın için plan yapmak yerine bugünü yaşamayı tercih ederler

  • gelecek için hazırlanmaya ihtiyaç duymazlar

  • uzun süreli hedeflere bağlanmayı zor bulurlar

  • sayfaya yazmak yerine sahnede oynamayı tercih ederler

  • organize olamazlar ve birçok yöne dağılırlar

Kariyer insanı olarak;

  • bütün aktivitelerde eğlence olsun isterler

  • strese ancak kısa bir süre dayanabilirler

  • herhangi bir zaman aralığında yoğunlaşamazlar

  • tatil olmadan kendilerini uzun süre bir şeye bağlayamazlar

  • otoriteden nefret ederler ve liderlere baş kaldırırlar

  • itinasız ve öngörmesi zor insanlardır

  • insanlarla çok fazla iletişim kurmaya ihtiyaç duyarlar

  • çok az şeyi ciddiye alırlar

Ebeveyn olarak;

  • çocuklarının ihtiyaçlarından ziyade kendilerine odaklanırlar

  • çocuklarla eğlenmeyi onlara öğretmeye tercih ederler

  • çocuklarına karşı iğneleyici olabilirler

  • çocuklarının iyiliği için çok fazla zaman ve enerji harcamaya istekli değillerdir

  • disiplin konusunda tutarlı değillerdir

  • çocuklarına karşı sorumsuz ve fazla hoşgörülüdürler

  • olumlu çalışma alışkanlıkları için kötü rol modeli olurlar

  • ev temizliği ve düzenli bir gelir sağlamak gibi konularda yeterli disiplinden uzaktırlar

Çocuk olarak;

  • Küstahtırlar

  • otoriteye karşı asidirler

  • ödevleri ve ailelerinin beklentileri söz konusu olduğunda unutkandırlar

  • arkadaşları ile ailelerinden daha çok ilgilenirler

  • kardeşlerine çok fazla takılırlar

  • ebeveynlerinin beklenti ve isteklerine karşı duyarsızdırlar

  • mümkün olduğu sürece kolay yolu seçerler

  • aile sorunlarına ve sorumluluklarına karşı çok az ilgi gösterirler

  • ekonomik konularla ilgilenmezler

Arkadaş olarak;

  • zamanın çoğunu kendi hayatlarından bahsederek harcarlar

  • rahatlıkları ile gösteriş yaparlar

  • kriz anlarında güvenilmezdirler

  • arkadaşları sıkıntı olduğunda uzun süreli bağlanmaya isteksizdirler

  • arkadaşını durumu ya da ihtiyaçları ne olursa olsun kendi hayatlarını yaşarlar

  • acı verici ya da sıkıntılı ortamlarda rahatsız olurlar

  • çok kolayca ve suçluluk hissetmeksizin genellikle yenileri pahasına yeni arkadaş edinirler

Adanmış bir eş olarak;

  • uzun süreli ilişkilerde uçarıdırlar ve bağlanamazlar

  • karşılarındakinin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmazlar

  • bir ilişkiye ancak bir çıkış olduğunu bildiklerinde başlarlar

  • zor zamanlarda eşlerinin yanında olmaya isteksizdirler

  • sabır gerektiren zor zamanlarda çabuk öfkelenirler

  • kendilerine odaklanırken karşılarındakinin duygularını gözardı edebilirler

SARILARIN GÜÇLÜ YANLARI


NOT:KİŞİLİK TESTİNİ YAPTIKTAN SONRA RENGİNİZİN ÖZELLİKLERİNİ OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM

Birey olarak;

  • çok iyimser (nadiren sıkıntılı hisseder)

  • Kendini sever ve diğerlerini çabuk kabul eder

  • fırsatları değerlendirme konusunda gönüllü olmayı sever

  • hayatı eğlenilmesi gereken bir deneyim olarak görür

  • gösterişli

  • maceracı ve gözüpek

İletişimci olarak;

  • çabuk düşünür ve içlerinden geldiği gibi hareket ederler

  • fiziksel temastan hoşlanırlar

  • iletişim kurması kolay insanlardır

  • insanlarla olan ilişkilerinde rahattırlar

  • herhangi bir çatışma durumunda kendilerini doğrudan anlatırlar

  • büyük gruplardan güç alırlar

  • yüzeysel konuşmalarda mükemmeldirler

Hedef koyucu olarak;

  • anı değerlendirirler ve anda yaşarlar

  • eğlenceye öncelik verirler

  • çok esnektirler

  • diğerlerinin rehberliğini kabul ederler

  • yapacakları işi eğlenceli ve meydan okuyucu ise disiplinli olurlar

  • çalışmak yerine hareket isterler

Kariyer olarak;

  • kişi odaklıdırlar

  • arkadaş canlısıdırlar

  • risk alabilirler

  • yüksek enerjilidirler

  • iş arkadaşlarını birlikte çalışmaya ve başarılı olmaya heveslendirirler

  • karizmatiktirler ve birlikte çalışması eğlenceli insanlardır

  • iş dünyasını monotonluğunu kırarlar

  • görünür sonuçları olan kısa süreli işlerle uğraşmayı severler

  • giyinmeyi severler ve günlük kıyafetlerle rahat ederler

  • hayal kurmayı ve yaratıcı düşünmeyi teşvik ederler

Ebeveyn olarak;

  • fazlasıyla eğlencelidirler

  • eğlenceli aile aktivitelerini desteklerler

  • mükemmel bir kısa süreli liderdirler

  • çacuklara dokunma konusunda rahat ve doğaldırlar

  • olumsuz deneyimleri çabuk atlatırlar

  • krizleri eğlenceye çevirirler

  • çocukların arkadaşları konusunda yargılayıcı değillerdir

  • çocuklar onların arkadaşlığını sever ve ararlar

  • küçük ayrıntılar yerine resmin bütünüyle ilgilenirler

Çocuk olarak;

  • Çevreye neşe saçarlar

  • eğlenceli ve oyun doludurlar

  • yeni deneyimlerden hoşlanırlar

  • farklılıkları kabul ederler

  • sosyalleşmeyi severler

  • konuşması kolay çocuklardır

  • güçlü görsel öğrenicilerdir

  • fiziksel teması severler (sarılmak, öpmek gibi)

  • esnektirler-memnun etmek için yön değiştirmeye isteklidirler

  • meraklıdırlar

Arkadaş olarak;

  • heyecanlı ve birlikte vakit geçirilmesi eğlenceli kişilerdir

  • arkadaşlarına ailelerinden daha fazla öncelik verirler

  • kendilerine ve karşılarındaki kişilere karşı affedicidirler

  • yaşam dolu ve keyiflidirler

  • savunmasız, masum ve güven doludurlar

  • sevimlidirler

  • eğlenmek adına programlarını değiştirmeye gönüllüdürler

Adanmış bir eş olarak;

  • eşlerine heyecan getirirler

  • yaratıcı doğaları sayesinde romantizmi arttırrılar

  • aşılmadık deneyimlerden hoşalnırlar

  • karşılarındaki kişiyi duygusal bir yük altına sokmazlar

  • diğerlerinden çok az beklentileri vardır

  • değişime ayak uydururlar

  • diğerlerinin önerilerini kabul ederler


Sarıları en çok çeken meslekler;

-İtfayeci,-Estetik uzmanı,-Sekreter,-Danışman,-Seyahat temsilcisi,-Tur rehberi,-Satıcı,-Güvenlik görevlisi,-Sigortacı,-Din adamı

SARILARLA OLUMLU BİR İLİŞKİ NASIL KURULUR?


NOT:KİŞİLİK TESTİNİ YAPTIKTAN SONRA RENGİNİZİN ÖZELLİKLERİNİ OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM

Yapılacaklar;

  1. onlarlayken olumlu olun ve insiyatifi elinize alın

  2. onları gerektiğinde övün ve taktirinizi belli edin

  3. fiziksel temas kurun

  4. eğlenceli takılmalarını kabul edin

  5. göründüklerinden daha fazla duyarlı olduklarını unutmayın

  6. sosyal etkileşim ve iletişim yeteneklerine değer verin

  7. duygularını çok derinlerde taşıdıklarını unutmayın

  8. yaratıcı ve eğlenceli aktiviteler geliştirin

  9. karizmatik masumiyetlerin tadını çıkarın

  10. onlara kendilerini sözel olarak ifade edebilmeleri için fırsat verin


Yapılmayacaklar;

  1. eleştiriler konusunda çok ciddi ya da ılımlı olmak

  2. onları çok güçlü bir şekilde itmek

  3. onları göz ardı etmek

  4. kötü zamanları da olduğunu unutmak

  5. mükemmeliyet beklemek

  6. problemlerin üzerine gitmelerini beklemek

  7. onlara çok fazla ip vermek-kendilerini asabilirler

  8. programlarını tamamen kontrol etmek

  9. zamanlarını harcamak

BEYAZLARIN ZAAFLARI


NOT:KİŞİLİK TESTİNİ YAPTIKTAN SONRA RENGİNİZİN ÖZELLİKLERİNİ OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM

Birey olarak;

  • sıkıcıdırlar çünkü uzaktırlar

  • hayat karşısında pasif bir tutum içindedirler

  • deneyim konusunda duyarsızdırlar ya da açıkça heyecanlanmazlar

  • yakınlaşmak konusunda sorunları vardır

  • utangaçtırlar ve kendilerinden emin değillerdir

  • değişen planlarla kolayca yönlendirilebilirler

  • hedefleri konusunda kararsızdırlar

  • genellikle tembel ve kendileri için sorumluluk alma konusunda isteksizdirler

  • taahhüt vermeye karşı direnç gösterirler

İletişimci olarak;

  • yüzleşmekten korkarlar

  • bir konuşmada çabucak tepki vermezler

  • duyguları konusunda genellikle dürüst değildirler

  • diğerlerinin muhabbetine katılmaktan çekinirler

  • açıkça katkı koymazlar

  • en iyi çözümü aramaksızın diğerlerinin fikirlerini hemen kabul ederler

  • zorlanmadıkları sürece iletişim kurmak için çok enerji harcamazlar

  • bir konu hakkında tavır almaya direnirler

  • diğerlerinin iletişim kurmalarını seyretmeyi tercih ederler

Hedef koyucu olarak;

  • hayata karşı “ bekle ve gör” tavrı içindedirler

  • harekete geçmek için bir işaret ya da başkalrının onun adına karar vermesini bekler

  • hedef koyma konusunda tutarlılıktan yoksundur

  • hedeflerin çok şey beklediğini ve bu nedenle kısıtlayıcı olduğunu düşünür

  • başkalarının kendileri adına karar vermesini bekler ve daha sonra başkalarının kendileri adına verdikleri o kararı eleştirirler

Kariyer insanı olarak;

  • düşük profilli

  • düşük enerjili

  • yönsüz-diğerlerini yönlendirmesine ve liderliğine öfkelenir

  • yavaş çalışır

  • diğer kişiliklerin güç hegomonyasına karşı direnir

  • değişiklikten ve risk almaktan korkar

  • aynı sıkıcı işte kalmaya gönüllüdür

  • motivasyonsuz olduğunda ya da düşünceli olduğunda diğerleri tarfından kolayca yönlendirilir

Ebeveyn olarak;

  • eşiyle çocuk konusunda tartışma yaşamaktan çekinirlerçocuklarla eğlenmek ya da iletişime geçmek için insiyatif almaz

  • iyi bir disipline edici değildir

  • çocuklar konusunda zayıf bir liderlik ve yönlendiricilik gösterir

  • popüler olmayan fikirler geliştirdiğinde çocuklar tarafından kolayca kötüye kullanılır

  • eşleri ya da çocukları tarafından çok çabuk kontro ya da gözardı edilir

Çocuk olarak;

  • bir iş yapmaya zorlandığında öfkelenir

  • konuşmalar çok dahil olmaz

  • aile aktivitelerine sessizce katılır

  • ailesinin fikir ortaya atmasını bekler ve sonra kabullenilmeyecek fikirleri eleştirir

  • evin huzurunu dışarıdaki dünyaya tercih eder

  • evdeki ikilemlere karşı kayıtsızdır

  • ailedeki aktivitelere karşı kayıtsızdır

  • herhangi bir işi bitiremez

Arkadaş olarak;

  • öneri yapacak yaratıcılıktan yoksundur

  • başkalarının fikirleri ile kolayca yönlendirilir

  • bir tartışma olduğunda gerçek fikrini söyleme dürüstlüğünü gösterirlerpasiftir

  • fazladan koruma ve birçok destek gerektirir

  • kolayca kırılır ve yaralanır

Adanmış bir eş olarak;

  • diğer insanın yönlendirmesini tercih eder

  • sıkıcı ve kararsızdır

  • fazla uyumludur

  • harekete geçmek için öneride bulunmaz

  • bir ilişkiyi başlatmak konusunda zorluk çekebilir

  • karşı koyup kendi fikrini ifade etmek konusunda çok yetersiz hisseder

  • yakın ilişkilerinde duygusal değildir

BEYAZLARIN GÜÇLÜ YANLARI


NOT:KİŞİLİK TESTİNİ YAPTIKTAN SONRA RENGİNİZİN ÖZELLİKLERİNİ OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM


Birey olarak;

  • sessiz, düşünceli ve huzurlu

  • samimi ve içten yaşam tarzı

  • hayatı olduğu gibi kabullenen

  • hayatın basitliğinden keyif alırlar

  • uyumlu

  • insanlara ve hayvanlara karşı kibar

  • her türlü duruma ayak uydurabilen

İletişimci olarak;

  • diğerlerinin katkısına açık

  • herhangi bir konuda uzlaşmacı ve arabulucu

  • çok iyi dinleyici

  • çok güçlü empati yeteneği

Hedef koyucu olarak;

  • önerilere açık

  • bir çok olasılığa hazır olmaya değer verir

  • hedef koymanın değerine önem verir

  • birçok değişik ortamda başarılı olacağı konusunda kendine güvenir

Kariyer insanı olarak;

  • diğerlerine kolayca ayak uydurur

  • bürokratik işlerde iyidir

  • uzlaşmacıdır

  • baskı altındayken sakindir

  • ağırkanlı olmayı ve “düşünmeye” zaman ayırmayı tercih eder

  • bazen heyecan için tehlikeli işler yapar

  • boyun eğmez

Ebeveyn olarak;

  • krizleri iyi idare eder

  • çocukla eğlenmek için vakit ayırırlar

  • zor çocuklara uyum sağlarlar

  • kibar tavırları nedeniyle çocuklardan saygı görürler

  • öfkeyle hareket etme konusunda yavaşlardır

  • destekçi ve düşüncelidirler

  • eşlerinin kararlarını kabul ederler-uyumludurlar

  • uygunsuz ve yanlış davranışlar karşısında sabırlıdırlar

  • farklılıkları kolay bir şekilde kabul ederler

Çocuk olarak;

  • oturmuş gelenek ve kurallara çok kolay uyum sağlayan

  • ilgi istemeyen

  • kardeşlere ve aileye uyum sağlamaya hevesli

  • kendi kendine eğlenebilen

  • hayatı bir oyun gibi gören

Arkadaş olarak;

  • sabırlı ve iyi günde de kötü günde de destekçi

  • nezaketsiz tavırlara karşı hoşgörülü

  • destekleyici ve kabullenici

  • empati ile dinleyen

  • çoğu durumda sakin

  • çoğu insandan hoşlanan

  • çoğu insan tarafından beğenilen

  • değişik kişiliklerle anlaşabilir

  • diğerlerini gözlemlemekten hoşlanan

  • arkadaşlık konusunda ilgi talep etmez

Adanmış bir eş olarak;

  • karşılarındakinin gecikmesini hoşgörü ile karşılayan

  • kendi kendine kolayca eğlenebilen

  • diğerlerindeki liderlik özelliklerine değer veren

  • sadık ve ilişkiye adanmış

  • eşinin değer ve inançlarını kabullenmeye hazır


BEYAZLARI EN ÇOK ÇEKEN MESLEKLER


-Eğlence yöneticisi,-Veteriner,-Dişçi,-Araştırmacı,-Avukat,-Bürokrat,-Ev kadını,-Mühendis,

-Bilgisayar programcısı,-Polis memuru,-Asker,-Okul öncesi öğretmeni,-Kamyon şöförü

Not:Beyazlar ve sarılar kariyer dünyasında başarılı olma konusunda en az motivasyon sahibi olan renk gruplarıdır.