Kişinin ömrü boyunca anne babasının çocuğu olarak kaldığı bir gerçektir. Bu doğal ve kaçınılmaz bir gerçektir. Ama çoğu zaman bu ilşikinin arkasında kalan başka şeyler vardır. Çocuklar yetişkin bir birey olup çıktıktan sonra bile aileller onlarla ilgilenmeye, yol göstermeye devam ederler. Geliştikçe, çocukların içindeki bağımsızlık hissinin güçlendiğini kabul etmek istemezler. Her insanın gelişmesi için zamana gereksinimi vardır. Zaman, bireyin fiziksel bakımdan olgunlaşması, psikolojik bakımdan farklılaşması, toplumsal yaşam içinde rol oynamaya başlaması için gereklidir.
Öte yandan, bireyden başkalarına zaman ayırmasıda beklenir. Yetişme aşamasında yaşanan tüm rahatsızlıklar, bireyi bazı toplumsal rolleri zamansız bir şekilde üstlenmeye ya da bu konuda mantıksız beklentiler içine girmeye bağlanabilir. (veya yüklenebilir). Kişiden çok fazla ya da çok az şey talep edilmesi ve ona karşı tutarsız tavırlar takınılması bu zamansız girişimlerin ve mantıksız beklentilerin en önemli nedenleridir. Bu rahatsızlıklar çocuğun, ebeveynlerin ve toplumun gelişmesinin birbiriyle çakışması sonucunda ortaya çıkarlar. Bu durumun etkileri çok çeşitlidir. İlk bakışta önemsiz görülen meseleler, dramatik çatışmalara dönüşebilirler.
Çok az şey talep etmek : Yukarıda aktarılan vaka bu tutuma örnek oluşturabilir. Kişiden yeteneklerini, toplumsal şartlar içinde, gelişmişlik düzeyine uygun bir şekilde kullanılması beklenemez.
Çok fazla şey talep etmek : Bir başka vakada, yanlış bir karar verilerek okula bir buçuk yıl erken gönderilen 6 yaşındaki bir çocukta öğrenme kusuru görülmüştür. Pedagogun değerlendirmesi, "Zeka yetersizliğine bağlı, yaşına oranla az gelişme," biçiminde olmuştur. Bu değerlendirmenin incelenmesi, çocuğun yaşına oranla gayet iyi bir gelişme düzeyinde olduğunu ama pedagogun çocuğun gerçek yaşını değil sınıfın yaş ortalamasını hesaba katarak çıkarım yaptığını ortaya koymuştur.
Kendisinden çok fazla şey beklenmesi mutlaka çocuğun içine kapanmasına yol açar denemez. Çocuğun büyük beklentiyi karşılaması ve bazı bakımlardan vaktinden önce olgunlaşması ile de sonuçlanabilir. Bir öğrenci çiftin beş yaşında bir çocukları vardı. Anne zamanının büyük bölümünü işte çalışarak geçiriyor, baba ise siyasal bilimler okuyordu. Babası ilk başta çocuğu her sabah yaklaşık dokuzda arabasıyla götürüp yuvaya bırakıyordu. Ama baba geç saaatlere kadar ders çalıştığı ve sabah uyumak istediği için, daha sonra karısına söylemeden, onbire kadar uyuması için çocuğa bazı ilaçlar içirmeye başlamıştı. Sonra baba yuvaya götürmek yerine oğluyla evde vakit geçirdi. Ona teknik,siyasi ve felsefi bilgiler vermeye çalıştı. Çocuk, babasının kendisiyle ilgilenmeye devam etmesini sağlamak için kendisine anlatılanları kavramaya başladı. Çocuk duyarlıydı, ve kendisini dizginlemesini öğrenmişti, yaşıtlarıyla pek az temas kuruyordu. Kendine, davranış bozukluklarına yol açan kuvvetli kısıtlamalar koymuştu.
Tutarsızlık : Çocuk kendi yeteneklerini sürekli aynı şekilde kullanamaz. Çocuğa yaşına uygun olmadığından ötürü yerine getiremiyeceği görevler verilir. Eğitimci bunu fark ettiği zaman hemen anlayış gösterir ver görevi geri alır. Başlangıçta çocuğa aşırı bir beklentiyle yaklaşılması çocuğun benliği ile öz saygısı arasında bir çatışma yaşanmasına yol açar. Sonra çocukla ilgilenen kişi kendini geri çekmek suretiyle ona uygun olmayan bir çözüm yolu gösterir. Çocuk zor sorunların başkaları tarafından çözülmesini bekleyecek, kendisi hiç bir şey yapmayacaktır. Sonuç olarak, tutarlı bir sorun-çözme davranışı gelişmeyecektir. Ve çocuk yerine getirilmesi uzun zaman alan bir görevi üstlenemiyecektir. "Oyun oynamaya daldığım zaman annem, başka bir şeyle uğraş" derdi.
Uygun bir çocuk yetiştirme tarzı, çocuğun gereksinimlerinin, gelişim aşamasına uygun bir şekilde karşılanması anlamına gelir, öyküde anlatıldığı gibi, bir anda değil.